"Yolcu"ya İthaf

19.03.2018 20:11
Birkaç yıl evvel, "Flash TV'nin Sadettin Saran'a satılacağı" haberi çıkmıştı. Sadettin Saran, Hülya Avşar'ın eski sevgilisi. "Kanal bizim olunca istediğin programı hazırlayıp, sunabilirsin" demiş adam, kadına. O iş gerçekleşseydi, benim düşünceme göre Flash TV, bir Kanal D veya bir Fox olmasa bile, TV8 ayarında bir şeye dönüşebilirdi. Her meselem çözüldü de, tek derdimin "Flash" kaldığını sanmayın ama bu kanal iyi ki el değiştirmemiş, diyorum.
     Düşük bütçeli yapımları, kıt imkânlarıyla kendi yağında kavrulmaya çalışan Flash TV'den memnunum. Alternatif ekrandır, orası ayrı bir dünyadır. Şu dünyadan bunaldığınız zaman, Flash'ın dünyasına sığının; geçici de olsa pozitif etkisini hissedersiniz, stresinizi unutursunuz. Özellikle iç yapım dizileri ve televizyon filmleri, seyirciyi ekrana çiviler sanki. "Gerçek Kesit, Kader Yolu, Sıra Dışı..." vb.
     Vaktiyle, şu an elimde mevcut olmayan bir öykümü Flash TV'ye göndermek için telefon açtım. Ali Sütçü isminde yetkili birine bağladılar. Mevzuyu anlattım, sağ olsun Ali Sütçü gayet samimî ve ilgili davranmıştı. Flash TV'nin bizim buralarda eski tip, klâsik (çatal) antenden çekip çekmediğini sormuştu, askerliğini benim memleketimde yaptığını söylemişti hatta. Ali Sütçü, beni Bursa'ya yönlendirdi. "Sen öykünü yolla, ben telefonla onlara anlatırım durumu" demişti. Flash TV'nin drama programlarıyla Bursa şubesi ilgileniyormuş. Öykümün yazılı olduğu defteri, verilen adrese gönderdim. Tam 1 hafta sonra aradılar. (Cep telefonumun ekranında "Flash Bursa" adını görünce yaşadığım şok benzeri duyguyu siz düşünün) Öyküyü televizyona uyarlayacaklardı, filmde ben de oynayacaktım. Arayan bayan, başka öykülerimin olup olmadığını da sormuştu. Öykü için 50 ilâ 75 lira ödeyeceklerdi. Ömrü boyunca kısa yoldan köşeyi dönüp büyük paralar kazanmayı hiç hayal etmemiş olan bendeniz, "Bu kadarcık meblağa ben size emeğimi vermem" diye reddetmeyi aklımın ucundan bile geçirmedim. Geçirsem ne fayda; o an için itiraz etme lüksüm yoktu ki zaten. Zorluk çıkarmadan sektöre girebilmenin yollarından bir tanesiydi bu iş. Öylesine mutlu ve umutluydum ki, tarif edilemez bir his, yaşayan anlar. Karnımda kelebekler uçuşuyor, önüme gelenle sevincimi paylaşıyordum. "Ali'nin istediği oldu nihayet" diyorlardı. "Ünlü olunca bizi tanımazsın" diye takılıyorlardı. Hatta size bir anımı anlatayım: O tarihlerde ben, psikiyatriye gidiyordum 15 günde bir. (Geçirdiğim guatr ameliyatından dolayı ses tellerimde ve konuşmamda sıkıntı çıkmıştı, ilâçlı tedavi görüyordum. Durum bundan ibaret) Sevincimden içim içime sığmıyor ya; bir an önce muayenehaneye girip, doktoruma yetiştirsem diye sabırsızlanıyorum. Derken sıra bana geldi, ilâcımı yazdırdım, "Size bir müjdem var" dedim. "Nedir" dedi doktor. Oturduğum yerden ayağa kalkıvererek heyecanla, "Ben filmde oynayacağım!" dedim. Adam gayet sakin bir şekilde, "Hımm, öyle mi. Tebrik ederim" diye karşılık verince, çenemi kapayıp yerime oturdum. Bu durumu teyzeme anlattığımda, "Doktor içinden, 'Ha tamam, ilâçlar etkisini göstermeye başladı. Kafayı sıyırıyor artık' demiştir" diyerek dalga geçmişti. Gel gör ki, sevincim bir kelebeğin ömrü kadar sürdü anca; tam 7 gün sonra öykümün yazılı olduğu defter eve geri geldi. Hemen kanalı aradım. 1 hafta önce verdiği müjdeyle beni havalara uçuran bayan, "Dizi-film çekimleri askıya alındı. 'Gerçek Kesit' durduruldu. Burası karışık. Bir gelişme olursa biz seni ararız Ali" dedi ve bu kez de sevincimi kursağımda bıraktı. Abla, "Gerçek Kesit" adını öyle bir vurgulamıştı ki, duyanlar, Flash TV'yi ayakta tutan, hayata bağlayan şeyin "Gerçek Kesit" olduğunu düşünmeden edemez hani. İşte o gün bu gündür Flash TV denince akla; halay, horon, çiftetelli, kolbastı, şakşuka, uzun hava, sıra gecesi gelir.
     Kendi projem için aradığım zaman Ali Sütçü'ye "Yolcu"yu da sormuştum. "Yolcu", Flash TV'de 2004'te yayınlanan korku-gerilim türündeki dizinin adı. Ali Sütçü'nün, "Rağbet görmediği için yayından kaldırdık" dediği bu unutulmaz dizinin ana konusu şöyleydi: "Canalıcı" isimli bir tür şeytan, bir doktoru öldürmek ister. Aralarındaki anlaşma sonucu doktor, karısını öldürür ve gözlerini çıkarıp bu yaratığa verir. Şeytanın özelliği; insan gözü ve kanıyla beslenmesidir. Doktora musallat olan şeytan, ona sürekli cinayet işlettirir. Adam itiraz ederse, "Senin canını bağışladım. Benim hizmetkârımsın" diye başına kakıp durur. Adama gıcık verircesine de, oyulan gözleri onun önünde yeyip bitirir ve üstüne bi' de kan banyosu yapar. "Doktor karısını öldürdü. Parasını yiyor" ihbarıyla, bir gazeteci olayın peşine düşer. Ama her defasında da şeytan, gazetecinin bulduğu izleri yok eder. Gazeteci, artık pes bayrağını çekme noktasına gelir. "Bu adamı koruyan gizli, görünmez bir güç var âdeta" demeye başlar. Pavyonda çalışan bir konsomatris, doktorun karısının ruhunu çağırıp, ilk başta anlam veremediği birtakım bilgiler alır. Doktor; öldürdüğü bir hemşirenin deliren nişanlısının, gazetecinin, polisin, kons kadının takibindedir. Bizim "göz hastası" şeytan da, bütün fânileri parmağında oynatmaktadır. 
     "Canalıcı Şeytan" rolünü, Bursa Devlet Tiyatrosu sanatçısı Acan Ağır Aksoy (AAA), "Doktor Memduh" rolünü Akif Oktay canlandırıyor. Oyunculuklar, müzikler, kamera açıları hareketleri ve senaryo müthiş bir şey! Diyaloglar hiç yapmacık değil. Slogan atar gibi özlü sözlerle konuşmak yok. Gerçek hayatta bir Anadolu insanı nasıl konuşuyorsa, "Yolcu"da da öylesine doğal konuşuluyor. 
     Mezarlık gördüğüm zaman aklıma AAA geliverir. Nedense bu adamın öbür tarafla alâkadar veya bağlantılı olduğunu düşünürüm. Acan Ağır Aksoy'a bunu söylesem, içinden, "Deli mi ne!" diye düşünür o da. Ee sen bu kadar inandırıcı oynarsan, seyirci delirmesin, pardon etkilenmesin de n' ağapsın AAA! Jest ve mimiklerin beni benden aldı. Bu dizi, yoksa senin için mi yazıldı? Yerli diziler sarı saçlı, mavi gözlü, kiremit rengi sakallı tiplerden geçilmiyorken; yapımcılar, yönetmenler senin gibi nev'i şahsına münhasır karizması olan bir aktörü niye fark etmiyor?
     "Rağbet görmediği" için yayından kaldırılan "Yolcu" 8 bölüm gösterildi. "Son"lanmadı. Hâlbuki aradan 14 yıl geçmesine rağmen, YouTube'da "Canalıcı şeytan" karakterinin taklit edildiği amatör videolar var. Flash TV'nin resmî YouTube kanalına "Yolcu"nun tüm bölümleri henüz geçen ay yüklenince ben de sandım ki, diziyi devam ettirecekler de nabız yokluyorlar. Çünkü internetteki videoların altına yapılan yorumlar, diziye olan ilgi ve rağbetin bir göstergesi. Ki zaten Flash TV, kendine özgü dizi ve filmlerini haftada 2 gün bile olsa yayınlamalı; yeni bölümlerini çekip de... Türk kanalları diziden geçilmiyor. Haftada 2 gün kâfi. Geri kalan günlerde hoplatıp zıplatsınlar yine insanları. Bi' de, Flash'ın dizilerinde medyatik, magazinsel, yıldız oyuncu yer almadığı için, -bana göre- daha inandırıcı geliyor. Korku-gerilim türünde bu inandırıcılık kendini daha fazla belli ediyor. Popüler artistler o duyguyu pek veremez bana.
     Tekrardan "Yolcu"ya dönecek olursak... Dizide bir mantık hatası vardı; daha başka ifadeyle zamanlama hatası... (Dizi-film çeken arkadaşların bu tür mühim yanlışlıklar yapmamaya dikkat etmesi lâzım) Son bölümde; "Alev" adlı kadın, 2 günlüğüne Uludağ'a gitme plânı kuruyor. Sonrasında gelen başka bir sahnede vakit akşamken, gazeteciyle polisi bir aracın içinde görüyoruz. Doktorun muayenehanesine gizli kamera yerleştirmek üzere hastanenin önünde bekliyorlar. Gazeteci İhsan içeri giriyor. Ardından Alev'in Uludağ'daki sahneleri gösteriliyor. Kadın, tatilini bitirmiş ve artık eve dönme zamanı. Derken yine gece oluyor ve gazeteci ile polis yine arabada. Adam kamerayı yerleştirip gelmiş. Ne demek istediğimi anladınız; bir gizli kameranın yerleştirilmesi 2 gün mü sürer? Veya şöyle de sorabiliriz: Hastane önüyle muayenehane arası 2 günlük yol mu?.. Başka bir bölümde de, sahne icabı kameraman bir erkek kuaförüne kapıdan girerken, karşımızdaki aynada, omzunda kamerayla kameramanı görüyoruz. Ama bunun yanlışlıkla yapıldığını sanmıyorum. Flash TV'nin "yaratıcılık" kefesine koyamayacağımız, lâkin kendine has enteresanlıklarından bir tanesi. Zaten bunu yapsa yapsa bizim Flash yapardı. Yaparsa hoşgörün, yapmazsa kıyamet alâmetidir.
     "Yolcu"yu seyretmenizi tavsiye ederim. 50'şer dakikadan toplam 8 bölüm. 2004'te bile büyük kanalların dizileri 90 dakikaya ulaşmışken, Flash TV'nin dizi süreleri dünya ölçüsündeydi yine. Ölçüyü kaçırmamışlardı. Dizinin içinde klip gösterilmez, sahneler uzatılmazdı. "Yolcu"da da bunu fark edersiniz zaten ve sıkılmadan seyredebilirsiniz. 
    
20 Mart 2018 (Medyanoz.org)
Geri

Sitede ara