Vano ile Dobra Dobra

24.10.2014 22:39

"Yıllardır" şeklinde desem abartı olmayacak bir zaman ölçüsü içerisinde sitemle karışık ricada bulunan İsalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Arıkoğlu; nam-ı diğer Vano ağabeyle nihayet röportaj için bir araya gelebildik. "Çalışmalarımı görmüyor musun? Sen bu mahallenin çocuğu değil misin ki bunları yazmıyorsun? Erzinli muhtarların arasında mahallesi için koşuşturan başka bir muhtar daha var mı?.." diyordu çoğu zaman. 17 Şubat 2010 tarihli "Erzin Postası" gazetesinde "geçiştirme, baştan savma" denilemeyecek hatırı sayılır ölçüde bir yazı kaleme aldıydım ben de. Ama aşağıdaki röportajda olduğu gibi, geçmişteki o yazı da asla ısmarlama bir şey değildi. Sadece değinmem gereken bir konu çıkmıştı ve ben dile getirmiştim. 4 buçuk yıl evvel, "Muhtarlık camiasında hep 1 adım önde olmak için, üşenmeden yeni icraatlar peşinde koşan..." biçiminde sürdürdüğüm köşe yazımın yetmediğinin farkındaydım esasen. 3 sene önce Belediye Düğün Salonu'nda düzenlenen geleneksel mahalle gecesinin yapıldığı gün, bu röportaja niyetlenmiştim fakat bir sebepten dolayı kısmet olmamıştı. Aklımdaydı hep. Yoksa sayın muhtarımızı hafifsediğimden veya onun emeklerini kayda değer görmediğimden mi? Hayır. Şartlar gereği olur her şey. Yani belli başlı bir sebebe dayanması gerekir ki bir anlamı olsun. Yaklaşık 6 bin dönümlük bir arazi üstündeki 3 bini geçen hanede 5000'e yakın bir nüfustan sorumlu olan, 20 yıllık birikim ve tecrübe sahibi, doğal, enerjik, çalışkan, sosyal ve sportmen muhtar Mehmet Arıkoğlu'yla, sığırgölünde hizmete açılan "Eseli Mahallesi Aile Çay Bahçesi ve Spor Kompleksi"nde gerçekleştirdiğimiz röportajı sunuyoruz, buyurun:

 

Muhtarlık maceranız nasıl başladı?

Daha önceden 7-8 yıl Ankara maceram olmuştu. Erzin'e geldiğimde mahallemden belli bir kesim, "Seni muhtar yapalım. Senden iyi muhtar olur" demişti bana. Ben de; Öyle şey mi olur! Muhtarlıkla işim olmaz, diye reddetmiştim ama istemediğim hâlde onlar yazdılar. Sonra seçime girdik. Benden evvelki muhtar öldüğü için görevi vekâleten yürüten ve seçimde adaylığını koyan Mehmet Özden'i 300 kadar bir oy farkıyla geçtik. O günden beridir böyle. Hatta Mehmet Özden arkadaşım bir gün bana "Ben muhtar seçilsem, senin gibi başarılı olamazdım. İyi ki de sen seçildin" demişti.

İsalı Mahallesi için yapmak istediklerinizin ne kadarını hayata geçirdiniz? Yıllardır çok isteyip de henüz adım bile at(a)madığınız proje veya projeleriniz var mı?

%80'ini geçirdik, diyebilirim. Mahallemde bir yüzme havuzu istiyordum. Birde, mahallemizin üst tarafında 100 dönüme yakın boşluk var. Giden kaymakamımız İskender Yönden'den, hatta ondan öncekinden de o boşluğun ağaçlandırılmasını istemiştim. Bize ağaç temin edin, işçiliğini biz yaparız, demiştim. Fakat sel taşkını yaşandı, İskender beyin tayini çıktı ve projemiz yarım kaldı. İstediğim olsaydı; bırakın İsalı'yı, Erzin'in bile konumu değişirdi. 2004'te; Allah selâmet versin, dönemin kaymakamı Mustafa Adıgüzel'le sığırgölüne 12 dönümlük bir orman (koru) dikmiştik; "Atatürk Hatıra Ormanı" diye geçiyor. Ağaçlarımız büyüdü, ormanımız yetişti. Her yıl suluyoruz. Budamasına varana kadar bütün ihtiyacını biz görüyoruz. Mesire yeri yapılması için İskender Yönden, ormanımızı DOĞAKA (Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı) projesine aldırmıştı. Bölgemize mahsus turaç, bıldırcın, keklik gibi kümes hayvanlarını getirelim, bu ormanın içerisinde bulunduralım. Bunu millî parklardan temin edebiliriz, demiştim İskender beye. Hatta o da ormanımızın muhtelif yerlerine parke taş döşetecekti falan. Proje şu an ne durumda, bilmiyorum.

Mahallenin eksiklerinden, sorunlarından bahseder misiniz?

Büyükşehir yasasından dolayı bütün Erzin biraz sıkıntılı duruyor. Alt yapı çalışmalarından sonra yollarımız berbat hâle geldi. Yağmur yağdığında 15 santimlik çamur deryası oluşuyor. Erzin Belediyesi'nin hizmet sınırı belli. Önemli hizmetlerin çoğu Büyükşehir'e ait olduğundan; hem birey olarak, hem de belediye olarak sıkıntıya düştük.

Erzin'deki diğer mahallelere göre İsalı'yı nerede görüyorsunuz?

Ankara'da Bahçelievler vardır, İstanbul'da da Etiler vardır. İkisi de birinci sınıf semttir. Ben bunlardan bir tanesi olarak; yani birinci sınıf mahalle olarak görüyorum İsalı'yı. Bizim emlâk beyan değerlerimiz öbür mahallelere göre çok yüksektir. Erzin'in herhangi bir yerinde 5 liraysa, bizde 15 liradır. Yatırımcıların ilk tercihi Eseli'dir. Çünkü; bizim mahallemiz tertemizdir. Bakın; biz, yerli insanımıza sahip çıktığımızdan dolayı mahallemiz asimile olmamış, bozulmamış. Kültürümüzü, birlik ve beraberliğimizi korumuşuz. Artı; dışarıdan göç almışız ama kaliteli göç bunlar. Ben göçe karşıyım fakat göçün kalitelisinden yanayım. Kaliteli göç bizimle yoğruldu. Şimdi onlarla içli dışlıyız. Cenazelerimiz birdir, düğünlerimiz bir. Yani iyi bir diyaloğumuz vardır. Eksiklerimiz yok mu? Var. Zamanla bunları da gidermeye çalışacağız.

Muhtarlar arası rekabet var mı?

Vallahi aslında olması lâzım, iyi bir konu. Bakın; bizim bir Eseli gecemiz vardır. Bunu hiçbir mahalle bir araya gelip yapamaz meselâ. Biz kültürümüze çok düşkünüz çünkü. Bilirsiniz; toğga, sarmaçiğ, eşkili çorba, börek çorbası gibi yöresel yemeklerimiz vardır bizim. Bunları yaşatmak için sığırgölünde kazan kaynatıp Eseli'yi çağırırız. Yemekten önce Yâsîn-i Şerif okutup, başta Mustafa Kemal Atatürk'ümüz ve onun silâh arkadaşlarına olmak üzere, şehitlerimize, geçmişlerimize dua ederiz. Hem stres atmak için, hem de kaynaşmak maksadıyla davul zurna, org eşliğinde oyunlar oynarız, halaylar çekeriz sonra da. Erzin Halk Eğitim Merkezi'nden Nurcan hoca ile Sevda hoca bazı konularda desteğini hiç esirgemedi sağ olsunlar. Hâlâ da sıkıştığımız zaman yanımızda olurlar.

Her seçimde niçin sadece siz aday oluyorsunuz?  Kendine güvenen mi yok; yoksa, uğraşmak mı istemiyor insanlar?

Mahallemiz büyüdü. Dolayısıyla oturup muhtarlık yapma işi bitmiştir. Vatandaşların problemini takip edeceksin, dertlerine derman olacaksın. Bu olmazsa olmaz. Meselâ; hanımlar, kocasına söyleyemediğini yeri gelir seninle paylaşır. Evdeki sorunları sana anlatır. Kadınlar, kızlar, gelinler seninle dertleşir. Burada muhtarlığın güvenilirliği çok önemlidir. Vano'ya verilen sır, asla kapıdan dışarı çıkmaz. Ben o sırrı dışarı çıkarırsam güvenilirliğimi yitiririm. Karşıdaki insana, insan gibi yaklaşacaksın. Muhtarlık oturup da sadece mühür basmak değildir. Ama bazı muhtar arkadaşlarımız ne yapıyor? Yalnızca mührünü basıyor ve çekip evine gidiyor. Sabah 8, akşam 5; devlet memuru gibi. Eseli muhtarlığı öyle değil; biz 24 saat görevdeyiz.

"Eselili olmak ayrıcalıktır" diyorsunuz. Eselili olmak niye ayrıcalık olsun ki?

Biz belli bir kültürden geldik. O kültür bize bir şeyler verdi. Biz de, bizden sonraki kuşağa bir şey vermeye çalışıyoruz. Eseli çocuğu bir düğün olduğu zaman yardım etmek için sıraya girer. Yemek dağıtır, boşları toplar. Biz hiçbir zaman ayrımcılık yapmamışızdır. Örneğin; gariban bir aile, düğün yapacağı zaman bize gelip, "Şu eksiğimiz var, temin edebilir miyiz" diyor. Biz onu ya kendi aramızda hallediyoruz ya da işin içinden çıkamazsak dışarıya yayıyoruz. Öyle veya böyle o ihtiyaçları, eksikleri temin edebiliyoruz. Artı, okullarımızla diyaloğumuz çok iyidir. Müdürlerle sürekli görüşürüz; yapabileceğimiz bir şey var mı, diye. Bazı muhtarlar okulun kapısını bile bilmez. Artı; cami cemaatiyle, imamımızla da diyaloğumuz çok iyidir. Meselâ imamımızın ricası doğrultusunda camimize kendi aramızda hallederek yeni bir ayakkabılık yaptırdık. Şimdiyse, cami kapısının önündeki duvarın avlu tarafında bazı sıkıntılar var, onu söküp yeniden yapacağız.

"Yiğidin harman olduğu yer" sloganını açıklar mısınız?

Yiğidin harman olduğu yer sığırgölüdür. Sebebine gelince; Eseli çocuğunun %90'ı orada büyüdüğü için. Bizim açımızdan sığırgölü çok farklı bir olaydır. Nedir o? Eseli çocuğu sığırgölüne beraber gider. Evine yatmaya gidecekken bile sığırgölünü görmeden gitmez. Bizde böyle bir gelenek var. Meselâ düğünlerde ben; Eseli piste çıksın, dediğim zaman kadınlı kızlı 150 kişi birden meydana çıkıverir. Yeri gelmişken şundan da bahsedeyim: İlçemizde sadece Eseli'de bulunan semt sahasının Erzin'e mal edilmesi için Kent Konseyi'yle bir görüşme yaptık. Arkadaşlarımızın bu konudaki çalışması umarım sürüyordur. Oranın ağaçlandırılmasını, yeşillendirilmesini istiyoruz. Bunu Erzin gençliği adına istiyoruz. Erzin Belediye Spor'un alt yapısına bakın; 1 tane Erzinli bulamazsınız. Bu neyden kaynaklanıyor? Çünkü mahallelerde semt sahası olmadığından dolayı tabandan gençlik yetişmiyor. Gençlerimize sahip çıkmak lâzım, diye düşünüyorum.

Sığırgölü'nün tarihçesi nedir?

1950'den evvel bu mevkiye ağaçları dikmişler. Burada su yokmuş. Bizim mahalleden bir çoban aracılığıyla Erzin'in bütün sığırları burada toplanırmış, 2 bin tane kadar inek bir araya gelirmiş. Çünkü buradan Osmaniye'ye değin alabildiğine tarlaymış. Eski Lülük taraflarına dahi sığırları yaymaya götürürlermiş. Derken mahalleli "Bu böyle olmayacak, buna çözüm bulalım" demiş. O zamanlar burada bir gölet (gölcük) varmış ama kurumuş. Kafası çalışan birkaç kişi "Betondan havuz yapalım" demiş ve 3 gözlü yalak yapmışlar buraya 1960'ta. Biz Eselililer olarak denizi görmediğimizden dolayı o yalağın içinde büyüdük. 

Eseli Mahallesi Aile Çay Bahçesi ve Spor Kompleksi’ni tanıtır mısınız?

Erzin Kaymakamlığı'nın ve Belediye Başkanlığı'nın destekleriyle hizmete açılan bir işletme burası. Sağ olsun İskender Yönden, belli bir kaynaktan para aktararak güzel bir mekân sahibi yaptı bizi. Basket sahamız, çay bahçemiz, kantinimiz var. Aslında sırf ticarî amaçlı kurmadık burayı. Bu mevkide bazı pislikler dönüyordu. Açıkçası fuhuş yapıldığını duyuyorduk. Erzinlilerin, "Eseli sığırgölü fuhuş yuvası" diyerek lâf çıkarmasını önlemek içindi düşüncemiz. Hâlen çarşıda faaliyet gösteren muhtarlık irtibat büromuz yıkılacak, yerine bina dikilecek; o yüzden buraya taşınacağız yakında. Bütün Erzin'i sığırgölüne bekliyorum.

"Yiğit namıyla anılır" derler. Vano'nun anlamı nedir?

Bu soruyu eski kaymakamımız İskender Yönden de sorardı hep. Benim adımı çoğu bilmez. Devlet dairesindekiler de bilmezler. Bizim mahallede herkesin bir lâkabı olurmuş eskiden. Ben de çok kavga ederdim. Ondan dolayı birisi bana "Sen vano musun" dedi, öylece kaldı. Ama ne anlama geldiğini bir türlü çözemiyorum.

Muhtarlığı ne zamana kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?

Ben hep aday olduğumda mahalleme danıştım. Ben size bağlıyım, bu işi yapamıyorsam başka birini çıkaralım, onu destekleyelim, dedim. Hiçbirisi de çıkıp "Ben adayım" demedi. Eğer bu saatten sonra aday çıkarsa ben bundan rahatsızlık duyarım. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu işi yapamıyorum kanısına varırım. Kendimden şüphe duyarım. Elimden geldiğince gece gündüz her türlü derdine koşmaya çalışıyorum Eseli sakinlerinin. Aşağılamıyorum, ayrım yapmıyorum. Herkese eşitim. 1990'dan bu yana mahallemizin gelişmesindeki en büyük etkenlerden biri benim. Burada pislik bırakmadım. Meselâ apartmanları yapan müteahhitlerin hepsiyle görüşüp; Dairelerinizi pislik takımına satmayın, bizim içimize pisliği getirmeyin, dedim zamanında. Onlar da sağ olsun adam seçti. Eselililer beni görmek istedikleri güne kadar buradayım. Onların davası benim davam, namusu benim namusum, hatta düşmanı benim düşmanımdır. 

İsalı adını resmî olarak Eseli'ye dönüştürtmeyi hiç düşündünüz mü?

Çok düşündüm. Fakat "Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü" uzun bir yazışma istedi. Yine de kamuoyunu yoklamak lâzım. Kimisi isteyebilir, kimisi istemeyebilir çünkü. Bir diğer husus "kütük" meselesi. 1950'lerde "Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü" kurulduğunda 3 tane mahalle varmış burada: Mustafalı, Karamustafalı ve Mahmutlu. Bizi Karamustafalı'ya bağlamışlar. İsalı Mahallesi adına bir kütük oluşması için müracaat ettim. Bize gelen yazıda, "Sizin gibi yüzlerce mahalle var. Şu anda altından kalkamıyoruz. Fakat ileride düzelecek" dediler. Erzin 1987'de ilçe olduğunda, o zamanın muhtarı başvursaymış, ayrı bir kütük verilirmiş.

Son olarak; "Erzin'in Osmaniye'ye bağlanma" meselesine siz de bir değinir misiniz?

2010-2012 yılları arasında biz buradan bütün muhtarlar olarak Osmaniye'ye bağlanmak için müracaat ettiğimizde, mevcut Erzin Belediyesi ile sivil toplum örgütleri bizi sanki vebalıymışız gibi dışladılar. Üç beş muhtar, STÖ ve gazeteci mazeteci, "Osmaniye'ye bağlanmak istiyorlarmış, kendi kafalarından bazı şeyler çıkarıyorlar" dedi. Neyse; biz Osmaniye'ye gittik, valiyle görüşemedik. Ama siyasî partilerle görüştük. Dönemin belediye başkanıyla bile görüştük. Şunu diyebilirim ki; Osmaniye halkı da Erzin'i çok istiyor. Orasıyla aramızda 15 kilometre yoktur. Plâkamızın haricinde hiçbir bağımızın olmadığı Antakya'yla 120 kilometre uzaklığımız var. Şimdilerde Belediye Başkanı Kasım Şimşek gündemde tutmaya çalışıyor bu konuyu. Erzin Kent Konseyi de gündeme getiriyor fakat açıkçası samimî bulmuyorum ben konseydeki arkadaşları. Nedenini sorarsanız; ilçemizin, Büyükşehir'den yeterli yardımı alabilmesi için böyle yaptığını düşünüyorum. Daha açık bir ifadeyle; kent konseyi, Hatay'a "Bizimle ilgilenmezseniz sizden vazgeçip Osmaniye'ye bağlanırız" demek istiyor. Ben de diyorum ki; eğer Osmaniye'ye bağlanmayı gerçekten istiyorlarsa, Erzin Belediyesi'nin önüne açtıkları stantta bir kamuoyu yoklaması yapsınlar. "Osmaniye'ye bağlanmak istiyor musunuz?" diye sorsunlar. Samimiyetlerini bu şekilde gösterebilirler anca.

Fotoğraf: Mehmet Uras (0542 349 55 83)

Mehmet Arıkoğlu (Vano) : 0535 296 84 61

29 Ekim 2014 - Erzin Yeşilkent Haber

ISMAİL KILIÇ: Vano lakabı bizim evin sofrasında yalak oyunu oynuyorduk oyunu kazanınca sevinçığlığı attı vannano hağırdı hani boğa güreşleri de matadorun yaptığı hareketlere ole diye bağırırlar ya aynen öyle o yalak oyunundan sonra o gundür bu gündür lakabını vano diye çağırıyoruz o oyunu ve vano un sevinç çığlığını dün gibi hatırlıyorum | ALPARSLAN HAKAN ÜNSAL:  Italyanca da nafile demek. | MURAT BASEGMEZ: Evet küçükken bizde cekinirdik vanodan | RAZİ ERGÜLER: Muhtarım Google amcaya yaz cevap verir belki. | RECEP YİLDİRİM: Vano yabanci bir kelime anlami biraz deli dolu biri....ismin mehmet diye biliyorum ben abim....birsey kazandim mi acaba? |  KADRİYE KARADEMİR: teşekkürler muhtar | SİNAN KARAAKİN: Adamin kulanin dibine osmanliyi yapistiripta vanillattigin icin olmasin hee dayi...sana hep basari yakisir savasci.mektep.futbol eseli spor arkadasim ve kiymatli hisimim