Türkiye'nin Yükselen Yıldızı: HKP

29.12.2017 21:52

Öncelikle, başta bu röportajı yaptığım insanlar olmak üzere, röportajı okuyanlara da, “Kusura bakmayın, anlayışla karşılayın” demek istiyorum. Sebebini sorarsanız; anlatayım… Röportaj için, Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Trabzon İl Başkanı Turgay Aktaş, HKP Trabzon Yomra İlçe Başkanı olan ve 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde Hatay'dan milletvekilli adayı gösterilen eşi Sahinaz (Şehnaz) Aktaş, HKP İskenderun İlçe Başkanı Ali Görülmez, Erzin Gökdereli çiftçi ağabeyimiz Tahsin Öktem ve ben, bir Pazar günü partinin Samandağ İlçe Başkanlığı’na gittik. Bizi orada başkan Nilgün Yuva ile ilçe sekreteri Metin Bakımcı karşıladı. Sıcacık, dostane bir ortamda çok iyi ağırlandık, teşekkür ederiz. O sıcaklık ve cana yakınlık duygusunu şahsen hissettim. Turgay Aktaş’a da ayrıyeten teşekkür ediyorum. “HKP’ye henüz oy kullanmış değilim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum; merakla, ilgiyle… Gayet dürüst ve gerçekçi buluyorum. Ama size basın desteği yok denecek kadar az. İsterseniz röportaj yapalım, kendi blog sayfamda yayınlayayım. Facebook’ta 23 bine yakın üyem var. Bir gazete veya internet sitesinde de yayınlatmak isterdim, fakat elimde olan bir şey yok” dediğimde, “Tabi ki. Neden olmasın. Samandağ’a gidiyoruz o zaman” karşılığını vermişti. Bu arada, Turgay amca benim babamın arkadaşı çıktı. Hem bunu, hem de orta okuldan bir arkadaşımın babası olduğunu yeni öğrendim. Çünkü yıllardır Bursa’da yaşıyorlar. Turgay Aktaş, 2014 yerel seçiminde Kurtuluş Partisi’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı adayı, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 hükûmet seçimlerinde yine aynı şehirden milletvekili adayı olmuş bir isim. Nilgün hanım ve Metin bey de 1 Kasım 2015’te Hatay’dan milletvekilliğine adaylığını koyan diğer isimler.

Yaklaşık 2 buçuk saat süren röportajın ses-kayıt çözümünü yapmak için cihazı çalıştırdığımda, kaydın bazı kısımlarında sokaktan gelen korna seslerinin bizim sesimizi bastırdığını, aynı anda birkaç kişinin konuşması sonucu cevapların anlaşılamadığını fark ettim. Bu durumda çorbaya dönen kayıttan sağlıklı bir röportaj çıkmayacağını düşünerek Nilgün Yuva’yı arayıp, “Size soruları yazılı olarak yollayayım, siz de yanıtları aynı şekilde yollayın lütfen, öyle yapalım” önerisinde bulundum. Vaziyeti anlayışla karşılayan Nilgün hanım, “Peki, sıkıntı yok" dedi. Sağ olsun. Lâkin biraz mahcubum. İlk kez böyle bir talihsizlik yaşadım ki artık birkaç gün bunu kafaya takar dururum; röportajı elime yüzüme bulaştırdığımı düşünebilirler, “Madem beceremeyecekti. En başından soruları yazarak gönderseydi” diye… Turgay Aktaş, “Kafanı yorma yeğenim. Biz öyle şeylere takılmayız. Kimsenin arkasından konuşmayız. Varsa bir mesele, yüzüne söyleriz” dedi. Benim de mizacım böyle, elimde değil. Neyse…

“Hür, güçlü, mutlu Türkiye” parolasını hedef edinerek yola çıkan Halkın Kurtuluş Partisi; ortada olanı saptırmadan, objektifçe konuşuyor; dobra dobra, takır takır… Doğruyu konuşan kim olursa olsun, mevzu ne olursa olsun, sesi kısılmamalı, onlara yeterli söz hakkı verilmeli. Naçizane ben üzerime böyle bir görev düştüğünü hissettim, bir şey yapmak istedim. Umarım makbule geçer.

Nilgün Yuva ile Metin Bakımcı’nın yazılı cevapları dışında, Turgay Aktaş ile Ali Görülmez’in cevaplarını ses kaydından çözmüştüm. Sahinaz Aktaş’ı arayıp, onun fikrini telefonla aldım. Kimin ne hakkı varsa teslim ediyorum.

 

Büyük basında HKP haberlerine yer verilmemesine rağmen, sosyal medyada HKP başka partili seçmenlerin de ilgi odağı. Rağbet özellikle CHP'den. Bunu neyle izah edebiliriz? 

Nilgün Yuva: Büyük basında haber yapılmayışımızın nedeni, Türkiye’de çoğunluğu para babalarının elinde tuttuğu hükûmet yanlısı basın sektörü. Tabiî olarak hükûmet karşıtı söylemlerde ve eylemlerde bulunan, bunun haklı mücadelesini veren siyasî yapılardan korkarlar, halkla buluşturmak istemezler, susuşa getirirler. Türkiye topraklarında yıllardır Bilimsel Sosyalizm ışığında mücadele ediyoruz. Antiemperyalist, antifeodal, antişovenist çizgimizden hiç sapmadık, vatan aşkını söylemekten hiç korkmadık. Bundan dolayı halkımızın, özellikle CHP tabanının, verdiğimiz bu doğru mücadelede bize hayranlık ve gıptayla bakmasına vesile oluyor. Yaşanan siyasî süreç içinde "HKP nasıl değerlendirecek, bu konuda nasıl adım atacak" diye bekleniyor. Bunu görüyoruz ve hakkımızı teslim ediyoruz. Sonunda kazanan mutlaka halklar olacaktır.

Metin Bakımcı: Sadece CHP’den değil, örgütlediğimiz iş yerleri var. “AKP’ye oy veriyordum. Bundan sonra oy verirsem elim kırılsın” diyen işçiler açıklama yaptılar. Bu konuda şu an bizimle birlikte hareket eden arkadaşlarımız var. “MHP’nin kökeninden geliyorum” diyen, ama “Bundan sonra HKP bayrağını dalgalandırmak için, mücadele için varım” diyen insanlarımız da çıkıyor. Yani sosyal medya bir yönü ama işin pratik yönünde de böyle gelen, bizi görüp, ‘Bu insanlar insanca mücadele ediyor ve gerçekten insanlığın kurtuluşu için, ezilip sömürülen, açlık çeken halkımızı anlayan gerçek siyasetçi bunlar’ diyerek bizim yanımıza gelen insanlar.

Nilgün Yuva: Örgütlü olduğumuz sendikalardaki işçiler, “Bizim için canlarını feda edecek kertede mücadele veriyorlarsa, bizim canımız hayli hayli feda olsun” deyip, gerçekten HKP saflarında yer alan AKP’li, MHP’li insanlar da var.

İnternet sitenizdeki makalelerde sık sık "CIA İslâmı" sözü geçiyor. Genel başkan Nurullah Ankut da, "Biz, Hz. Muhammed'in İslâmı'nın temsilcisiyiz" diyor. "CIA İslâmı" ile "Hz. Muhammed İslâmı" arasındaki fark nedir?

Metin Bakımcı: Geçen 39 yıl içinde ülkemizde sayısız katliam ve yargısız infaz yapılmıştır. AKP’giller tarafından silâhlandırılan, finanse edilen Orta Çağcı hareketler Maraş Katliamı’nı aratmayacak katliamlara imza atmışlardır, başta Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu’da… Ülkemizin her yerinde tarikatlar hüküm sürmektedir. Eğitim, tarikatların isteğine göre şekillenmekte. Son günlerde Ortaçağcı gericiler yeni provokasyonlar peşinde. Malatya’da, Manisa’da Alevî vatandaşlarımızın evleri işaretlenmekte. AB-D Emperyalizminin 1945’lerden beri uyguladığı “Yeşil Kuşak” projesiyle ülkemizde palazlanan Tefeci-Bezirgân sınıfın ideolojisi şeriatın, “CIA İslâmı"nın yaşama geçirilmesinden kaynaklanıyor bütün bunlar. Emperyalistler bir ülkenin en kolay yoldan sömürülmesinin, o ülkenin en gerici sınıflarıyla ittifaka girilerek yapılacağını bilirler. Bu nedenle Ortaçağcı Tefeci-Bezirgân sermayenin siyasî temsilcileri Tayipgiller’i destekliyor AB-D Emperyalizmi. Bu ittifak kendi iktidarına uygun olarak toplumu şekillendirmek istiyor. Ülkemizin bölünerek en kolay şekilde sömürülmesi anlamına gelen, emperyalistlerin Yeni Sevr Plânı’nın hayata geçmesinin yolu da Anti-Emperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’nın tüm kazanımlarını tek tek yok etmekten geçiyor. Bu nedenle bu kazanımlardan, eksik gedik de olsa var olan, lâiklik prensibi de tamamen ortadan kaldırılmak istenmektedir. Ancak bu şekilde emperyalistlerin müttefiki Orta Çağcı gericilik, iktidarını ülkemizde daha da sağlamlaştıracaktır. Keza, Afganistan’da Taliban’la Ortadoğu’da en gerici güçlerle ittifak kurup ülkeleri bölüp parçalayarak tahakkümü altına almak istemeleri gibi. Genel Başkanımız Nurullah Ankut’un, “Hz. Muhammed’in gerçek savunucuları biziz” demesi gerçekten de öyle olmamızdan. Biz yerli-yabancı para babalarının sömürü, vurgun ve talan düzenini yıkacağız. Örgütlü halkın gerçek iktidarını kuracağız. Kardeşçe üreteceğiz, kardeşçe paylaşacağız. Kur’an’ın ve Hz. Muhammed’in buyruğu ve öngördüğü ekonomik sistem de aynen budur. Delilimiz ne midir? Şudur: Bakara Suresi Ayet 219: “Helâl kazancınızın kendinizin ve bakmakla yükümlü olduklarınızın zarurî ihtiyaçlarına yetecek kadarını alıkoyun, gerisini dağıtın.” Yani ihtiyaç sahiplerine verin. Kur’an’ın hiçbir ayetinde “Gelirinizin kırkta birini zekât olarak vereceksiniz” diye bir ibare geçmez. İnfak, sadaka, yardım, zekât onlarca defa geçer ama “kırkta bir” diye bir oran geçmez. Yukarıdaki aktardığımız ayetteki buyruk geçer. Peki “nereden çıktı bu kırkta bir” diyeceksiniz. Ne yapsın sevgili Hz. Muhammed? Kur’an emrini kimse dinlemiyor. Zorlasa dinden çıkacaklar. Hiç değilse “kırkta birini idarenin zoruyla alabilelim” diye böyle bir yola başvurmuştur. Kaldı ki, Hz. Muhammed öldükten sonra onu bile vermeye yanaşmayan kabileler olmuştur. Hz. Ebu Bekir, onların üzerine asker göndererek bastırmıştır isyanlarını. Mehmet Görmez ve benzeri din adamları, hocalar anlatmazlar, Kur’an’ın esasını teşkil eden sosyal düzeni ve onun temeli olan “infak”ı. Hatta Tayipgiller “Bakara Makara” diye de alay ederler, işlerine gelmez gerçek Müslüman olmak, alay ederler insanların din duygularıyla. Demek ki, Hz. Muhammed’in ve Sosyal İslâm’ın da gerçek, meşru temsilcisi ve savunucusu biziz.

"Sahte sol" kimleri kapsıyor? Bu gruplar, bilinçli mi yoksa gafletle mi hareket ediyor?

Nilgün Yuva: Partimizin Genel Başkanı Nurullah Ankut’un “Sevrci Soytarı Sahte Sol ve Ermeni Sorunu” adlı kitabında bu mesele açıkça ele alınmıştır. Sevrci sahte sol kavramı; bilindiği gibi AB-D Emperyalistleri, özellikle de Emperyalizm kenefinin Dünya Jandarması ABD, Sosyalist Kamp yıkıldıktan sonra “Yeni Dünya Düzeni”, “Globalizm” (Türkçesiyle “Küreselleşme”) diyerek maskelediği; “İnsan Hakları”, “Project Democracy” (Demokrasi Projesi), Özgürleştirme edebiyatıyla süslediği, soygun-talan, işgal düzenini yeniden (daha acımasız bir tarzda) biçimlendirmeyi amaçlamaktadır. Bunu gerçekleştirebilmek için de “dünyayı 1000 devletli” hale getirmek, hatta mümkünse “şehir devletleri”ne kadar, yani atomlarına kadar, ülkeleri parçalamak istemektedirler. Türkiye’yi Yeni Sevr’e götürmek için ABD’nin ordu dergisinde harita yayımlandı açıkça ve Ermeni yetkilileri “Türkiye ile ilişkilerimizin normalleşmesi için Türkiye’nin Sevr’i kabul etmesi gerekir” diyor. Amerika’daki Ermeni lobisi aynı şeyi söylüyor. Türkiye’deki sözde sol yapıların Türkiye’ye mal edilmek istenen “Ermeni soykırım” yalanını amaçladıkları, parçalanmayı halkları birbirine kırdırtma pahasına bu oyunlarına alet olarak tezlerini savunuyor. AB-D Emperyalistlerinin ve Ermeni şovenleri ve ırkçılarının hararetle savundukları Sevr’i savunuyor ve hizmet ediyor. Bu kavramı da biz özellikle Hrant Dink cinayetinde burada bir paragraf açalım; Bu cinayet de oyunun bir parçasıydı ve Hrant Dink’in bu şekilde hunharca katledilmesi derin üzüntü yaratmıştır. Doğru veya yanlış Hrant Dink kendi ulusal mücadelesini veriyordu. Kendi atalarının vatanı olan toprakları “Yeniden geri alabilir miyiz” diye uğraşıyordu. Yolu yanlıştı, çıkmazdı, emperyalistlerle işbirliği hâlindeydi ve umudunu onlara bağlamıştı. Bizim sözde solcular ne yaptılar; ABD’nin umut kaynağı olarak cenaze törenine katıldılar ve hepimiz “Hrant Dink’iz” dediler. Biz de onlara “Sevrci sahte soytarı sol” diyoruz. Biz yıllardan bu yana, hemen her eylemimizde bu sloganımızı atarız “Katil Amerika, Ortadoğu’dan defol” diyemeyen her siyasetçi, her aydın, her akademisyen, her sanatçı, her gazeteci ya gafildir, ya korkaktır, ya da haindir…” İşte bütün mesele, bunu diyebilecek bilince ulaşabilmektir. Yoksa, yaptığın her değerlendirme, söylediğin her söz yarım kalmaya hatta boşa düşmeye mahkûmdur.

HKP, ulusal gündeme dair, yani toplumun genelini ilgilendiren hangi çalışmaları yaptı?

Nilgün Yuva: Partimizin ilk genel başkanı, Türkiye Devrimi’nin teorik ve pratik önderi Hikmet Kıvılcımlı 17 yaşındayken elinde silâhıyla Köyceğiz Kuvâyî Milliye komutanlığı yapmış bir önderdir. Birinci antiemperyalist Kurtuluş Savaşı'mızdan sonra sosyalizm mücadelesini bedence aramızdan ayrılana dek teorik ve pratik mücadelesini vermiş bir önderin devamcıları olarak Türkiye toprakları üzerinde bugüne kadar dünya ve ülkemizle ilgili halkımız için, işçi sınıfı için, kamu emekçileri için; iktidarların politik ve sosyoekonomik tüm olumsuz davranışlarına karşı eylemler direnişler, işgaller yaptık. Ergenekon, Balyoz, 18 adamızın işgali, kadın şiddetine karşı eylemler, doğamızın katledilmesine karşı eylemler, Soma maden işçileriyle dayanışma ve hâlen mahkemelerin takibini yapan ve şu ana kadar yanlarında olan HKP’dir. Gezi  Şehitleri davaları, Taksim 1 Mayıs alanı mücadelesi, Cola direnişi ve buna benzer onlarca direniş, Ortadoğu’da yaşanan insanlık suçuna ve dökülen masum insanların kanları için AB-D ve yerli işbirlikçilerine karşı davalarımız, eylemlerimiz devam etmektedir. Lâikliğe sahip çıkıyor, eğitimin gericileştirilmesine, Cumhuriyet değerlerinin yok edilmesine karşı çıkıyoruz, bunun mücadelesini veriyoruz ve daha devam eden bir sürü eylemlerimiz var. Meselâ yine birkaç gün önce sonuçlanan avukat arkadaşımızın girişimi ve mücadelesiyle OHÂL’e rağmen en son elde ettiğimiz kazanımlardan biri de “2911 Sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası”nın çeşitli hükümlerini Anayasa Mahkemesi iptal etti artık. Taksim’de hukuken serbestçe gece eylem yapmak da, genel yollarda eylem yapmak da hukuken serbest. Mücadelemiz insanın insanca yaşayacağı güzel bir dünya yaratma mücadelesidir. Bunu yaratma çabamız dünya tek bir sosyalist aile olana kadar sürecektir.

Dünya gündemine oturan "Kudüs" meselesini yorumlar mısınız?

Nilgün Yuva: Kudüs’ün Siyonist İsrail’in başkenti yapılması ABD Emperyalistlerinin Ortadoğu’daki tek stratejik müttefikinin Siyonist İsrail olduğunun bir kez daha tescillenmesidir. ABD emperyalistlerinin, Kudüs’ün Siyonist İsrail’in başkent kararı aynı zamanda, Selahattin Eyyubî’nin Haçlı Ordularına yenilgiyi tattırdığı, sayısal üstünlüklerine güvenin getirdiği havalarının indirildiği Hıttin Zaferi’nin de intikamıdır. Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek bu karar, 11 Aralık 1917’de Osmanlı ordusunu yenerek Kudüs’e giren İngiliz Orduları Komutanı Orgeneral Edmund Allenby’in, Selahaddin Eyyubî’nin mezarına ayağıyla vurarak; “Kalk Selahaddin biz yine geldik” sözü, zafer coşkusunun son aşamasıdır. Modern Haçlı seferlerinin artık kesin zaferinin tüm dünyaya ilânıdır, Kudüs’ün bekçi köpeğine merkez yapılmasıdır. Bugünler için yaşama geçirildi BOP-GOP adı verilen halk düşmanı projeler. ABD Emperyalizminin bin ülkeli bir dünya projesi için yüzbinlerce Müslüman’ın kanı döküldü Ortadoğu coğrafyasında. Siyonist İsrail’e karşı dik duruş sergileyen, en tutarlı, en kararlı mücadeleyi yürüten Suriye işte bu günler için parçalandı. Libya’nın yurtsever lideri Kaddafi işte bugünler için katledildi. Ülkesi kabile kabile bölündü. Yaptığımız eylemlerde de hep bunu dile getirdik. Yazılarımızda da neşrettik. Az öncede bahsettiğimiz gibi Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın teori ışığında bu konuda da Genel başkanımız, yoldaşlarımız bunu netçe ortaya koyuyor ve bize de bu meselede ışık tutuyorlar. Halkın Kurtuluş Partisi olarak safımız mazlum Filistin halkının safıdır. Basın açıklamalarımızla, eylemlerimizle, destek mesajlarıyla yanındayız.  Her soru aslında bir seminer konusu ama biz süre bakımından da yetişmesi bakımından da en özce vermeye çalışıyoruz, umarım aydınlatıcı oluyoruzdur.

Gösterilerinizde Türk bayrağının olmayışı bazı insanların kafasında bir soru işareti. Bayrağımızı ulusal bayramlardaki etkinliklerde de göremiyoruz. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?

Nilgün Yuva: Gelelim bize sıkça sorulan sorulan ve merak edilen sorunuza. Eylemlerimizde neden Türk bayrağı yok? Türk bayrağını taşımamızı gerektirecek bir eylem yapmıyoruz. Halkların kardeşliğini savunuyoruz. Bu toprak üzerinde yaşayan Kürt kardeşlerimiz var, eylemlerimizi birlikte yapıyor, mücadelemizi birlikte yürütüyoruz, şovenlik yapmak istemiyoruz. Ama etkinlik düzenlediğimiz salonlarımızda olsun, halkımız eylemlerimize bayraklarıyla gelip katılmak istediği anda olsun, “Olmaz” demiyoruz, kaldırmıyoruz, dalgalanmasından da gurur duyuyoruz. Uğruna milyonlarca şehit vererek kazandığımız vatan topraklarımızı ve bayrağımızı seviyoruz ve dünya nezdinde de gururla dalgalanması için yine asıl mücadeleyi biz veriyoruz. AKP’nin mitinglerinde Türk bayrakları sallanıyor ama AKP’giller Ege Denizi’ndeki 18 adamız ve bir kayalık; tam 13 yıldır Yunanistan Devleti’nin işgali altında… Yunanistan; bir kısmı İstanbul’daki Büyükada’nın üç katı büyüklüğünde olan bu adalarımıza ilkin bayrak çekti. Ardından Cumhurbaşkanı ve bakanlarıyla ziyaret etti… Şimdi ise buraları silâhlandırıp, askerî tatbikatlar yapmakta… Sakarcılar adasından çıkarttğı Perlit-Ponza Madenini hırsızlayarak ülkesine götürmekte… Bayraklarımız bu adalardan sökülüp atıldı. Gıkları çıktı mı; çıkmadı. Ancak halkımızı Allah’la, Kur’an’la aldatmasını, mitinglerinde sözde Türk bayrağı dalgalandırarak kandırmasını bilir “vatanperverim” diye.

Bu ülkede insanlar sol görüşe mesafeli. Solcular, Anadolu insanı tarafından "ateist, dinsiz, terör yandaşı" olarak algılanıyor. Ama, HKP ezberleri bozdu. Gerçek sol nasıldır?

Nilgün Yuva: Halkımız çok korkutuldu, sindirildi. Ülkemiz iki faşist darbe sürecinden geçirildi 12 Mart 1971 faşist darbesi ve 12 Eylül faşist darbesiyle. İlerici, yurtsever, aydın, devrimci insanlarımız katledildi. Türkiye bir kaosa sürüklendi. İnsanlarımızın dinî duyguları ile oynandı, ahlâk değerleri çökertildi. Bugün yaşadığımız süreci ve yaşananları daha doğru anlamamız için siyasal İslâm’ın Türkiye üzerindeki etkilerini iyice irdelememiz gerekir. 1950’lerden bu yana “yeşil kuşak” projesiyle ABD, yerli işbirlikçileri ile birlikte Türkiye’nin tam bağımsızlığını isteyen lâik, bilimsel sosyalizmin savunucularını, insanca yaşanacak bir vatan bırakma mücadelesinde olan solcuları öncelikle şimdi olduğu gibi “Din elden gidiyor, kardeşi kardeşe kırdırtacaklar, namus elden gidiyor” söylemleriyle inançlı halkımızın vicdanlarıyla oynayarak gerçek yurtseverlere karşı düşmanlaştırıldılar. Evet; HKP bunu yıktı. Demin de değindiğimiz gibi, mücadelemiz, hâlen süren kararlı ve inançlı duruşumuz insanlarımıza umut oluyor. Halkımız kimin terörist, vurguncu, hırsız; kimin gerçek yurtsever olduğunu anladı.

Bir yakınıma HKP'den bahsettiğimde dikkatini çekmişti ama "Onlar 50 senede zor gelir" demişti. Sosyalizm konusunda biraz da ümitsizlik var sanırım. Neden acaba?

Nilgün Yuva: Deminki  sorunuzda yanıtı mevcut aslında. Bu umutsuzluk uzun yıllardır halkımıza empoze edilmekte. Ama biz müneccim değiliz. Sosyalizm vatan topraklarına yarın mı gelir, 50 yıl sonra mı gelir? Halkımız gerçek önderleriyle buluştuğu vakit neleri başarmaz?! Bu halk, 1’inci antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nı vermiş ve kazanmış bir halk. Gezi isyanını yaşadı bu halk. Önemli olan; bu süreç ne zaman yaşanacaksa, halklara önder olabilecek yapıda ve kararlılıkta olabilmektir. Kurtuluş Partililer olarak bizler de, 2’inci Kurtuluş Savaşı’mızı veriyoruz ve yarın devrim olsa, programımız ve kararlılığımızla önderlik etmeye de hazırız.

Mustafa Kemal Atatürk'e bakış açınız nasıl?

Nilgün Yuva: Mustafa Kemal, hem gerçek bir komutan, hem diyalektik düşünen bir dahi. Ama bazı insanlar mensup olduğu hareketin fanatiği olmuş durumda. Kendine inandırılanların dışında bir şey duyup anlama, onun gerçekliğini araştırıp öğrenme derdinde değil kimse. Sağ kesim Mustafa Kemal’e düşman, sayıları az da olsa bazı bilgisiz, bilinçsiz, anlayışsız, küçük burjuva sol gruplara mensup, özellikle de bizim “Sevrci Soytarı Sahte Sol” diye adlandırdığımız gruplara mensup insanlar da Mustafa Kemal’i anlamaktan uzak olarak saldırıp dururlar. Cumhuriyet, emperyalizme, yani dünya finans-kapitalizmine ve saltanata, yani Osmanlı tefeci-bezirgânlığına karşı savaşarak doğdu. Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı’nın, 1968 yılında kaleme aldığı “Cumhuriyet Nedir?” adlı makalesini incelememiz Mustafa Kemal’i anlamamıza yeterdir. Aşağı yukarı yarım yüzyıl önce, bugün karşılaştığımız felâketleri nasıl duruca öngördüğünü ve bu açmazdan, kapandan kurtuluşun nerede ve nasıl olduğunu çok özce ortaya koyuyor. İsterseniz beraber bir kısmını okuyalım: 

Cumhuriyet Bayramı Nedir?

Bunu, bize en iyi özetleyen kişi, Cumhuriyet’in ölümsüz kurucusudur. Mustafa Kemal, Türkiye’nin yüzyıllardan beri iki büyük kahredici gücü, iki büyük lânetleme gücü ezdiğini haykırdığı gün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gönderine ilk Cumhuriyet bayrağını çekmişti. Bu iki kahredici, lânetleme, baş belâsı güç neydi? Mustafa Kemal’e göre; birisi Emperyalizm, öteki Saltanat’tı. Türkiye’de Cumhuriyet’in anlamını yücelten ve kutsallaştıran, Mustafa Kemal’in hiç hayale kapılmaksızın pek açık belirttiği, o her iki irtica cephesinde, her iki gericilik cephesinde başardığı savaştır.

HKP'nin gelir kaynağı nedir?

Turgay Aktaş: Üyelik aidatı, partili yoldaşlarımızın dişinden tırnağından arttırarak yaptığı bağışlar, Derleniş Yayınları’nda satılan kitaplar, Kurtuluş Yolu gazetesi bizim finans kaynağımızdır. Devletten, fabrikatörlerden, zenginlerden maddî destek almıyoruz.

Nurullah Ankut, neden bu kadar keskin konuşuyor? Hiç diğer siyasetçilere benzemiyor da...

Nilgün Yuva: Genel Başkanımız Nurullah Ankut, keskin konuşuyor, çünkü o dosdoğru bir insan. Gerçek bir devrimci. Çünkü onun yüreği en uzak kıtalarda bile acı çeken bir insanı duyduğunda, gördüğünde aynı acıyı hisseder. Haksızlığa, hukuksuzluğa, insanın acı çekmesine hepimiz gibi karşı olduğu için üslûbu keskindir.

Son olarak; sizlerin düşüncesini öğrenebilir miyiz?

Ali Görülmez: Halkımıza çok şey sunmaya çalışıyoruz. Okuyoruz, okutuyoruz. Kitapları parayla almaları gerekirken, bazen kendi imkânımızla veriyoruz. Gazetemizi, paramızı, gecemizi gündüzümüzü, her şeyimizi… Amacımız, sadece halkımızın daha bilinçli olması ve bizi daha iyi anlayabilmeleri. 1958’de ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın Vatan Partisi kapatıldı. Niçin kapatıldı? Amerika kurban istedi. “Bunları kapatın, içeri atın” dedi. Ustamızı aldılar içeri, partimizi kapattılar. Yani hareket alanımızı ta 50’lerden beri devamlı daraltmaya, yolumuzu kesmeye çalışıyorlar. Usta'mızı biliyorsunuz; ömrünün 22 buçuk yılını zindanlarda geçirdi. Tırnaklarını söktüler. Ustamız, zindanda da yazılar yazdı. Susturamadılar. Bize bir kızıl profesör olmak için yeter de artar bile.

Sahinaz Aktaş: Kadın haklarına önem verilmeli. Kadın çalışıyor, kadın üretiyor, kadın doğuruyor, aileyi kadın ayakta tutuyor ama en çok da kadın eziliyor, kadın ölüyor. Atatürk'ün cumhuriyetçi kadınları olarak biz bugün kısıtlanmış olan haklarımızı, Mustafa Kemal'in bize sağladığı hakları istiyoruz.

Kadınlarımızın günümüzde kısıtlanmış haklarından bahseder misin Şehnaz teyze?

Sahinaz Aktaş: Meclis’te, iş yerlerinde kadınlar maalesef 1-2 adım geride. Erkeklere daha fazla fırsat veriliyor. Kadın-erkek eşitliği tam olarak sağlansın. Kadın sadece ev işi yapan, çocuk doğurup bakan, kocasının ayağını yıkayan, erkeğine kul köle olan bir varlık değildir. En çok korktuğum şey; lâikliğin kaldırılıp şeriatla yönetilmek. Ben, dine karşı değilim. Elhamdülillâh Müslümanım. Ama İran’daki, Arabistan’daki, Afganistan’daki kadınlar gibi peçeye girmek istemiyorum. Bir de, emekli olduktan sonra hemen maaş alamamak bir mesele. Kadınlar 55, erkekler 65 yaşına kadar maaşı beklerken, evini geçindirebilmek için yeni bir iş bulmak zorunda. Devletin buna el atması lâzım. Üniversite mezunu pırıl pırıl gençlerimize hemen iş imkânı verilmeli. İşsiz, eğitimsiz gençlerimiz bunalıma girip kötü alışkanlıklar ediniyor; uyuşturucu ve alkol batağına düşüyor. Açlık, sefalet her şeyi yaptırabilir insana. Dinci yurtlarda kalan çocuklarımız istismar ediliyor. Buna da acilen çözüm bulunmalı. Doğurup, besleyip, büyütüp askere yolladığımız gençlerimiz terör yüzünden can veriyor. Evlât acısını bilirim, yaşadım ben, zordur. Yavrularımızı mezara koyduktan sonra, devletin bağladığı şehit maaşı söndürebilir mi yüreğe düşen ateşi? Asla! Bu gençler niye ölüyor? Analar babalar evlâtsız, kadınlar kocasız, çocuklar babasız kalıyor. Neden? Yazık değil mi? Terör ortadan kalkmalı. Bir de, köy kadınları komünizmi kötü bir şey olarak düşünüyor. Komünizm asla “kadınları ortaklaşa kullanmak” değildir. Komünistler namusuna, onuruna düşkündür. İnsanlarımıza yanlış bilgi veriliyor. Namussuzluğun, şerefsizliğin affı yoktur. Sosyalizmin kurslar açılarak öğretilmesi lâzım. Devlet Bahçeli’nin Deniz Gezmiş hakkında söylediği “terörist” lâfına da çok kızdım ben. Bir devrimci olarak kabul etmiyorum bu hakareti. Devlet Bahçeli, derhal özür dilemeli. Son olarak; inşallah 2018 yılı insanlık adına güzel olur. Analar ağlamaz, açlık sefalet yaşanmaz.

Nilgün Yuva: Röportaj için teşekkür ederiz. Verimli ve doyurucu geçmiştir umarız. Her zaman dediğimiz gibi; tek derdimiz anlaşılmak. Halkız, haklıyız, yeneceğiz!

Geri
NİLGÜN YUVA: Kaleminize yüreğinize sağlık teşekkür ederiz | TURGAY AKTAŞ: Kalemine ve ağzına sağlık ali demiral kardesım | ŞEHNAZ AĞIRKAN AKTAŞ: Tesekkür ederim alli kardesim | TAHSİN ÖKTEM: İmkansızlıklsr rağmen bu söyleşiyi internet ağıyla Hkp sininin korkulacak bir diyasi yapı olmadığını tanıttığınız için Ali kardeşimize teşekkürü bir borç bildirim.Düzen partileri ile Hkp nin farkı bu açıklamalarla daha net anlaşılmıştır.. | SÜRMELİ SELÇUK SÖĞÜT: Emegine ve kalemine saglık. Cok anlamlı ve güzel bir calısma olmus. | İSMAİL BUGAN: Yolun açık olsun dostum başarıların devamını dilerim. | FATİH KILIÇ: Ali Demiral'a lgisi ve röportajı için teşekkür ederiz. Gayet güzel ve akıcı bir röportaj olmuş. Esasen sorulan sorulara uzun uzun cevaplar vermek bizlerin alışkanlığıdır, ama daha açıklayıcı ve özetleyici olmak gerektiği üzere kısa kısa değinmiş yoldaşlarımız. Ellerinize ve yüreğinize sağlık. | GÜRDAL ÇINGI: Teşekkürler.

Sitede ara