Radyodaki Hayat 1 (DT'me Dokunma)

02.11.2017 07:16

Devlet Tiyatroları'nın (DT) özelleştirilmek, o olmazsa kapatılmak istendiği bir zamanda Radyo Tiyatrosu'nu yazmak bana DT'yi çağrıştırdığı için sahiden hüzün verici!..

     5 yıl önce Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan Albayrak, Ankara Devlet Tiyatrosu'nda "Genç Osman" adlı temsili seyrederken sakız çiğniyor ve temsilin bir oyuncusu, en önde oturan Sümeyye hanıma yaklaşıp sahneden işaretle “sakız çiğnemek” hareketi yapıyor. Sümeyye hanım da bozularak salonu terk ediyor.

     İşte o gün bugündür Cumhurbaşkanı Recep Tayyip, DT'yi kafayı taktı ve 1949'da kurulan bu yarım küsur asırlık müesseseyi tarihe gömmek için envaiçeşit bahaneyi düşünmeye başladı. Açık açık "Ben, Devlet Tiyatroları'nı kapatacağım" bile dedi. "Siz benim kızıma böyle yaparsınız ha! Ben de alayınızın kökünü kazıyacağım" diye ahdetmişçesine.

     Okul kitaplarına "Devletçilik ilkesi, cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda, ülkenin ekonomik koşulları nedeniyle gerekliydi. Ancak günümüz Türkiye'sinin gelişen koşullarında bu ilke, eski önemini yitirmektedir. Ülkemizde uygulanan serbest piyasa ekonomisinde özel teşebbüsün ağırlığı giderek artmaktadır" yazan MEB'nin bağlı olduğu hükûmete göre DT'nin devlete yük gözüktüğünü anlamayana teessüf ederim!

     Bir internet sitesinde bu konuyla ilgili bir yazı okumuştum. Yazıdan ziyade yazıya yapılan yorumlar, ülkemizdeki sanat algı kapasitesinin darlığını belli ediyordu:

     "Rol, taklit yapmak da meslek miymiş!"

     "Sanatçı denen soytarılara ödenen para helâl değildir. Faiziyle geri alınmalı."

     Buna benzer -hatta küfürlü- bir ton lâf... "Devlet, sanatçılara da mı maaş veriyormuş" diyen bir ilkel zavallıya gel de, "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" de. "Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ha! Bunun Türkçe meali; boş işler müdürü" diye dalga geçmezse, ben bu toplumu hiç tanımamışımdır. Böyle düşünenleri bir heykeltıraşın eline verip iyice yontturmak lâzım.

     O değil de, sanat dünyasından bu özelleştirme plânını savunanları anla(ya)mıyorum. İsim vermeyeceğim; sosyal medyada bir oyuncunun, "Devletin maaşlı sanatçısı olmaz. Maaş alıyorsan devlet yöneticilerini eleştirmeyeceksin. DT kapatılmalı, oraya ayrılan bütçe özel tiyatrolara harcanmalı" gibisinden işgüzarca bir paylaşımını okudum. "Yöneticileri eleştirmeyeceksin" cümlesinden anladığım; o şahsın önceliği sanat değil, "yöneticiler" tarafından fark edilmek, besbelli. "Özel tiyatrolara maddî destek" hikâye. TRT'nin dizisinde oynamakla, TRT'de program sunmakla, o şahsın derdi anlaşılıyor… "Recep İvedik 3" filmini çeken (özel) yapım şirketinden 1000 TL'lik hakkını alamayınca kıyameti koparan; özel sektör mağduru birinin özelleştirmeyi savunması çelişkidir. Hem devlet konservatuvarında okuyacaksın, hem de "Devlet eliyle sanat olmaz. Kem küm..." diyeceksin. Çelişkiler yumağı... DT'ye girememiş de, DT'lilerden mi öç alıyor; çözemedim ki... Artist, kıskanıyor herhalde! Devlet Tiyatroları'ndan "Hadi gel şu oyunda başrol oyna" diye çağrılsa zılgıtlar eşliğinde gitmezse yüzüme tükürün.

     Özel tiyatrolar desteklensin, burada çalışan herkese sigorta yapılsın ama DT'ye de ilişilmesin!

     (Hastalanan, uzun süreli tedaviye muhtaç -özellikle yaşlı- sanatçılarımıza el uzattığı için Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yönünü seviyorum. Rahmetli Tomris Oğuzalp'a  sahip çıkması beni hem duygulandırmış, hem de sevindirmişti.)

     Parantezi kapıyorum ve ana konuya geçiyorum...

     Radyo Tiyatrosu'nu yıllardır dinlerim. Ayrıca dizi formatında yayınlanan "Arkası Yarın" da var ama onu her gün takip edemiyorum. 

     TRT Radyo 1, TGRT FM, Burç FM radyo draması hazırlayan ender kanallardan.

     12 yıl önce, 23'er dakikadan 8 bölümlük "Arkası Yarın"ımsı dizi çekmiştim. Basit bir teyple 46'lık boş kasetlere ses kaydediyorum yani. Tanıdıklarıma, hatta rahmetli babaanneme bile rol vermiştim. Efekt için, gerçekçi olsun diye bardak falan da kırıyordum. Bu amatör çalışmayı kasetten MP3'e aktartıp TRT Ankara Radyosu'na postaladım bir gün. Yayınlayacaklarını düşünmüştüm. 2 hafta sonra  Ankara'dan (yanlış hatırlamıyorsam) rahmetli "Selma Fındıklı" imzasıyla yazı geldi. Senaryo göndermeliymişim. "TRT Radyo Oyunu Yazarları İçin Bilgiler" adlı bir de kitap yollamışlar.

     Şimdi o kitaptan pasajlar aktarıyorum...

(Devamı Sonraki Yazıda)

15 Mayıs 2016 - Medyanoz.org

SERPİL KOCAÇOLAK: Tiyatro demek hayatımızın en güzel,en değerli parçasıdır.Devletimizin tiyatrolarını kapatmaya kimsenin hakkı yok.Her ne olursa olsun sanata sonuna kadar evet!!!