Kendini Tekrarlayan Yazar, Kaliteyi Bozar

25.11.2017 21:51
Seyirciyi takip ettiği diziden soğutan faktörlerden bir tanesi; konu benzerliğidir. Dizi, kendini tekrarlıyorsa veya başka dizilerle kopya gibi duruyorsa, doğal olarak onu izleyen insan sıkılmaya başlayacaktır.
     “Kentli-taşralı dünür çatışması”nı tıpatıp senaryoyla farklı dizilerinde işleyen MinT (Made in Turkey) geldi hemen aklıma. “Ayrılsak da Beraberiz, En Son Babalar Duyar, Çocuklar Duymasın” gibi sit-com’ların üreticisi MinT Yapım’a göre, bir hikâyeyi birden fazla iş’te kullanmak “sakıncalı değil” sanırım. “Seyirci hatırlamaz, anlamaz, anlasın bi’ şey olmaz” kafasıyla yaptığın iş, er-geç piyasadan azalarak kaybolma sebebindir.
     “Günlük dizi” alanında sektörün köşe başını tutan, uzun soluklu dizileriyle bir marka değeri kazanan MGA Yapım, yıllardır aynı senaryo ekibinden kaynaklı mıdır nedir; ara ara benzer konu ve karakterleri kullanıyor. Ara ara dediğime bakmayın; dizi müdavimlerinin sıkça belirttiği, göze batan şeyler bunlar. Meselâ; ceza evinden çıkan eski sevgilinin başa belâ olması. Düzenbaz, dengesiz, şantajcı, cani ruhlu bir adam geliverir ve vaktiyle sevgili olduğu yahut gayrimeşru iş yaptığı, artık iyi bir ailenin gelini olan kadının evine “kardeş, kuzen” yalanıyla yerleşir, falan filan. Unutma Beni’ye, Beni Affet’e bu olay birkaç kez gündem oldu. Bizim Evin Hâlleri’nde de benzer bir durum yaşanmıştı. Sonradan ortaya çıkan çocuklar ise, bu tarz dizilerin olmazsa olmazı, can simidi, kurtarıcı meleği… Unutma Beni’de İlkay’ın ilk eşi Ali, ikinci eş Türker’in ablası Gülten tarafından şirkete hissedar yapılırken; Beni Affet’te de, Feride’nin ilk eşi Cüneyt, ikinci eş Yaman’ın babası Ahmet tarafından şirkete hissedar yapıldı. Bi’ de, MGA’nın her dizisinde, şehirli-taşralı, zengin-fakir, genç-yaşlı, kadın-erkek, okumuş-okumamış, iyi-kötü herkes, “İzin vermicem” diyor. Bu cümle bütün kişilerin dilinde. Feride ile Cüneyt’in kızı Güneş de bir gün, “Beni bu akşam eykenden yatıymalayına izin veymiycem” derse, tam olur. Hikâyede belli bir matematiksel mantık üzerinden yola çıkılması, markalaşmış firmanın kalitesini düşürmez mi? Yeni projelerini sekteye uğratmaz mı? Hani bilmiyorum; bu yüzden midir ki, Star’da “Adını Sen Koy”, Fox’ta “Komşular” başladı?
     Ben bunları yazıyorum ama okuyanlar MGA’yı hafife almamalı. Bunlar âcizane gözlemim. Seyirci gözlemi. Şov dünyasının içinde değilim. Yazı yazanım sadece. Yarım sezonluk tiyatro oyunculuğu deneyimim var. Düğün videolarına verdiğim görüntüler dışında, kamera önü tecrübem olmadı. Vaktiyle kaleme aldığım birkaç tane de kısa film senaryom mevcut. O kadarcık işte. Neyse… Üst paragrafta, “Günlük dizi alanında sektörün köşe başını tutan, uzun soluklu dizileriyle marka değeri kazanan…” derken, lâf olsun diye konuşmadım. “Ferhunde Hanımlar, Bizim Evin Hâlleri, Unutma Beni, Deniz Yıldızı, Beni Affet” gibi, heyecan ve merakla takip edilen, unutulmaz dizilerin uygulayıcı yapımcı şirketinin adıdır MGA. Açılımı: “Mehmet-Gülsen-Altan” Jenerik öncesi ve sonrası amblemi görünen “Focus Film” ise, projeyi televizyon kanallarına pazarlayan “iş birlikçi” firma. MGA, Ankara’da çalıştığı için, İstanbul’la bağlantıyı Focus Film eliyle kuruyorlar yani. Ama esasen bu diziler MGA eseri.
     MGA, genelde “pembe dizi” üretiyor. Dünyanın birçok ülkesinde, o ülkenin dilinde “Telenovela” olarak yayınlanıyor ürettiği diziler. (Telenovela, bizim buralarda “pembe dizi” kavramıyla bilinir) Bu telenovelarda genellikle konservatuvarlı veya tecrübeli, emektar sanatçılar rol alıyor. Şirketin kurucularından Mehmet Erişdi; “Ben, %99 oranında, oyuncuyla çalışıyorum. Yani mankenle çalışmıyorum, sadece güzel diye biri gelmiyor, sadece yakışıklı diye biri gelmiyor. Bunların hepsi oyuncu kökenli insanlar… Ankara’da çok ciddi bir oyuncu potansiyeli var. Devlet Tiyatroları’nın en çok sahnesi burada, en çok personeli burada. Birçok konservatuvar var… Buralarda bir sürü pırıl pırıl insan yetişiyor…” demişti bir röportajında. Ankara’da oyunculuk okuyan üniversite öğrencileri için bu firmanın kocaman bir şans olduğuna inanıyorum. İstanbul piyasasına göre Ankara, hayallere kavuşturmaya biraz daha yakın bence.
     Gerçek hayatta bir insanın başına benzer hâdiselerin gelmesi normal de, aynı şey diziler için geçerli değil. Seyirci yakalar. Yakalayınca da sertçe eleştirir. Uzun süren işlerin senaristleri periyodik olarak değişmeli, kan tazelenmeli, bir senariste birden fazla iş vererek yüklenilmemeli, gerekirse yazmaktan aklı duran yazarı tatile göndermeli ve sosyal medyadaki yorumları da dikkate almalı… Yoksa personelin performansı azalır, randımanı düşer; iş kolaycılığa kaçar.

26 Kasım 2017 (Medyanoz.org)

Geri

Sitede ara

E-Mail: alidemiral@yandex.com