Bu Sefer Olacak Gibi

08.04.2015 02:07
Uygun bir malzeme çıksa da röportaj serimi devam ettirsem, diye düşünüyordum. Aylar sonra, internette gezinirken tam röportajlık bir meseleyle karşılaşınca anında Mehmet URAS’a fikrimi ilettim… Bizden evvel ulusal basın, bütün Türkiye’ye havadisi vermiş gerçi. Ama zararı yok. Detaylarını da bizden öğrenin… Erzinli bir avukat ile bir iş adamının öncülüğünde başlayan “OSMANİYE’YE BAĞLANMAK İÇİN BİR İMZA DA SEN AT” başlıklı imza kampanyasını duymayan kalmadı... Günlerdir Cumhuriyet Meydanı’nda hummalı bir çalışmayı, etrafı hiç boş kalmayan bir standı görüyoruz. Röportaj esnasında da, her sayfasından imza taşan, dolu dolu 2 tane klâsör gösterdiler bize… Bu röportajın son rötuşunu yaparken 7000’in üstünde bir imzaya vardırmışlardı işi!.. Şimdi bakın: Ben ömrümde Antakya’ya sadece 1 kez gittim. Geçen yıl kuzenim evlenirken o da… Şayet o gece o düğün olmasaydı, ben hâlâ İskenderun’dan ötesini geçmemiş ve görmemiş bir “Hataylı” olarak kalacaktım. Ama o gece başkaydı işte! Bir insanın, resmen bağlı bulunduğu il merkezine gitmesi öyle küçümsenecek olay değil. Bu duygunun tarifi imkânsız. Fakat benim gibi şanslı olanlar pek yok. Yani Hatay’ın yalnızca adını bilen “Hataylılar” mevcut. Sanırsam bu mevcut listesini de daha çok Erzinliler oluşturuyor. Bunun sebeplerini avukat Ökkeş ELMASOĞLU ile METAK Mühendislik Firması Ortağı ve Sorumlusu Mehmet GÖRÜR’e soruyoruz…

 

“Osmaniye’ye Bağlanmak İçin Bir İmza da Sen At” kampanyasını başlatmanızı tetikleyen sebepler nelerdi?

Arkadaşım Mehmet Görür’le Erzin'in Osmaniye’ye bağlanması konusunda bakış açımızın aynı olduğunu gördükten sonra bu konuda ne yapabiliriz düşüncesi, Osmaniye gündemi, hep aklımızın bir köşesinde bulundu. Erzin halkının çoğunluğunun eskiden beri istediği bu konuyu tekrar gündeme taşımak ve bizim gibi düşünen insanların ne kadar çoğunluk teşkil ettiğini öğrenmek istedik. Osmaniye’ye bağlanmanın Erzin’in yararına olduğunu düşündüğümüz için bu yola başvurduk. Amacımız Erzin’in kalkınması, halkın devlet kurumlarına daha kolay ulaşması… Herhangi bir siyasî partiyle, bir resmî kurumla görüşerek başlamadık bu işe. 2 kişi bireysel olarak karar verdik ve meydana çıktık. Bu girişimin altında derin düşünceler aramaya, derin stratejiler üretmeye gerek yok. Bu kadar yakın bir il varken, 120 km. uzaklıktaki bir vilâyete idarî anlamda bağlı olmanın akılcı durmadığını düşünüyoruz. Bu işe duygusal olarak bakmamak lâzım.

Mehmet Görür: Politik değil de, bürokratik olarak istiyoruz daha çok. Yani resmî dairelere işi düşen vatandaşın, işini rahat ve hızlı yapması için.

Ökkeş Elmasoğlu: Halkça bunu istememizin temel sebebi yakınlık. Yoksa Hatay’la ve Hataylılıkla bir sorunumuz yok. Gayet memnunuz. Ama hizmet verenlere ne kadar uzak olursak, maalesef hizmet talep etmemiz o kadar zorlaşıyor. Osmaniye-Erzin arasındaki mesafenin 15 kilometre, Erzin-Antakya arasının 120 km. olduğu düşünüldüğünde, vilâyette işi olan vatandaşın Antakya’da işini görmesi ve oradan geri dönmesi maalesef 1 gününü almakta, işi bitmediğindeyse yine gitmek zorunda kalınca bu durum eziyete dönüşmektedir. Bunun dışında; Erzin olarak Hatay için ne ifade ettiğimiz çok önemli. Hatay’ın 1 buçuk milyon nüfusunun içinde, 45 bin nüfuslu, en uç ve en uzak ilçe olarak Erzin'in hizmet alma noktasında sona kaldığı kanısı var halkta.

İmza kampanyası ne zamana kadar sürecek?

 Hedef olarak koyduğumuz 10 bin imzaya ulaşıncaya kadar kampanyaya devam edeceğiz. Başka bir konuda bir imza kampanyası düzenleseniz yeri gelir 10 kişiyi zor toplarsınız ancak konu bu olunca herkes sahip çıktı. İnsanlar arabasını durdurup da geliyor, seve seve imza atıyor. 6-7 günde bu kadar imza toplamak kolay değil.

Mehmet Görür: Hastane için 3 ayda 2 bin imza toplandığını düşünürsek, kısa sürede bu sayıda toplanan imza, halkın bu hususa verdiği önemi çok açık gösteriyor.

Ökkeş Elmasoğlu: Bizim gibi düşünenlerin çok sayıda olduğunu biliyorduk ancak kampanyaya bu kadar sahip çıkılacağını da beklemiyorduk. 2 kişi olarak başlattığımız kampanyada şimdi birçok kişi canla başla imza toplanması için çalışıyor. Hepsine teşekkür ediyoruz.

Mehmet Görür: Daha önce muhtarlarımız tarafından 2009-2011 yılları arasında bu konuda bir çalışma yürütülmüştü. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Ancak STK’ların, siyasîlerin ve halkın bu konudaki talepleri tespit edilip, halkın bu konudaki talebi tam olarak ilgililere yansıtılamadığından, epey mesafe katedilmesine rağmen halk desteği arkaya alınmadığı için konu öylece kalmıştı.

Ökkeş Elmasoğlu: Daha önceki girişimlerde halkın nabzı ölçülerek, onların da sürece katılımı sağlanarak yapılan bir çalışma olmadı çünkü. Sadece küçük bir grubun “Biz istiyoruz” demesi de yeterli etkiyi yapmadı, diye düşünüyoruz. Taleplerin arkasında halkın desteğini hissettirmek gerekiyor. Başvurduğunuz merciler de kaç kişiyi temsil ettiğinizi bilemiyor. Biz bu yüzden imza kampanyası ile 10 binlere ulaştığımızda, temsil ettiğimiz kişiler adına yapacağımız bu başvurunun daha anlamlı ve etkili olacağından eminiz.

Mehmet Görür: Önce halka indik. Halktan 2 binin üstünde imza toplanınca muhtarlarla toplantı yaptık.

“Osmaniye yeni il olduğunda Erzin, oranın ilçesi olmayı reddetti” diye duydum. Bu doğru mu? Doğruysa neden o dönem şimdikinin tam tersi bir tercih yapılmış?

O dönemde konuştuğum kişiler; “bunun yasaya geldiğini, Erzin’in alt komisyonda olduğunu ama daha sonra Erzin’in bağlanması konusunun komisyondan çıkartıldığını” söyledi. Orada kim istedi, kim istemedi? Bu sorduğunuz soru çok önemli aslında! Birisi istemedi diye mi olmadı, yoksa daha başka sebepler yüzünden mi?.. “Siz bağlanmak istiyor musunuz?” diye halka sorulmadı bir kere. Bize sadece var olan dayatıldı veya birileri halkın adına konuştu. Sonuçta niçin istenmediğini biz de net olarak bilmiyoruz.

Mehmet Uras: Ben o zamanlar belediyede çalışıyordum. Şöyle oluyor: Öneri alt komisyonda onaylanınca, 50 kişilik esas komisyona getirildi. Fakat teklifi verenler bu komisyona katılamadı. O dönemin birkaç Erzinli politikacısı kendi aralarında ayrıca bir komisyon oluşturup Ankara’ya baskı uyguladı. “Osmaniye’ye bağlanmak istemiyoruz” dediler.  Sebep de ne biliyor musunuz? Hatay’dan ayrılırsak Burnaz Plâjı’nı elimizden alırlarmış. Gerekçeleri aynen böyle.

Ökkeş Elmasoğlu: Bu arada Osmaniye’nin de ne istediği çok önemli. Onların tepkisini ölçmemiz, fikrini öğrenmemiz gerekiyor. Onunla ilgili çalışmalarımız olacak. Zira bu mesele tek taraflı değil, iki taraflı; bu yüzden sadece Erzinlilerin istediği bir süreç değil, Osmaniye’nin de katıldığı bir süreci yürütmemiz gerekiyor.

Hatay merkezle bu mesele için temasta mısınız?

15 günlük süreç içerisinde bunu duymamaları mümkün değil. Kulağıma geldiği kadarıyla Hatay'ın bu konuda bilgisi var. Şimdiye dek sadece bir milletvekili aday adayı, “Niye böyle bir şey yapıyorsunuz” diye sordu. Onun dışında mevcut Hatay milletvekillerinden hiçbirisi bizimle temasa geçmedi. Geçenlerde OSMANİYEM RADYO TELEVİZYONU (ORT)’yi aradım. “1 saat sonra oradayız” dediler. HATAY RADYO TELEVİZYON (HRT)’yi aradığımda ise hiç kimse ilgi göstermedi. Belki göstermesine göstermiştir ama aramızdaki mesafeden dolayı buraya kadar gelmeyi göze alamamıştır. Bu olay başlı başına çok önemli bir haber değeri taşıyor. Şimdi onların yaptığı habercilik midir yani? Bir ilçe sizden ayrılmak istiyor, kimse “Neden?” diye sormuyor, haberci haber bile yapmıyor. Aslında bu durum dahi Osmaniye’ye bağlanma girişimimizin doğru olduğunu öyle güzel anlatıyor ki o kadar mesafeden bizim sorunlarımıza sahip çıkmaları maalesef imkânsız.

Osmaniye’ye bağlanırsak hangi avantajlara kavuşacağız?

Avantajlar saymakla bitmez: Osmaniye’nin teşvik bölgesinde olduğunu biliyorsunuz… Teşvik bölgesine Erzin de girdiği an ilçemiz, Erzin organize sanayi bölgesi olarak çok daha fazla gelişecektir. Bunun yanı sıra; Osmaniye’nin denize kıyısı olduğunda, Osmaniye limana kavuştuğu zaman direkt olarak ihracat yapma imkânına kavuşacak, ticaret artacaktır. Bunun iş imkânları, istihdam ve ticaret konusunda Erzin’e yansımaması mümkün değil. Osmaniye'nin en büyük ve en yakın ilçelerinden biri olduğumuz düşünüldüğünde Erzin gibi stratejik öneme sahip bir ilçenin önemseneceğini düşünüyoruz. Biz önemsetmeliyiz bunu. Osmaniye'ye bağlandığımızda bürokrasi ile daha yakından temas etme imkânımız var, derdimizi daha çabuk ve kolay anlatabiliriz… Bu çok basit ama hayatî bir konu. Hastalarımızın 112 acil tarafından direkt Osmaniye'ye götürülmesi söz konusu olacak. Diğer taraftan; Erzin’in milletvekili çıkartma şansı doğacaktır. 500 binin üstündeki nüfusuyla Osmaniye’yi ve 40 binlik Erzin’i düşünürsek, hangi parti olursa olsun milletvekili çıkartma şansımızın olduğu bir gerçek.

Bu konuda olumsuz düşünenlere bir mesajınız var mı?

Dediğimiz gibi; bu işi bir idarî bağlılık olarak, devlet hizmetlerine daha kolay erişim sağlamak olarak düşünmek lâzım. Bizler Erzin'imizde yaşamaya devam edeceğiz. Osmaniye de ülkemizin bir ili. Halk sadece devlet dairelerindeki işlerini daha çabuk halletmek istiyor. Bu konuda derin stratejiler üretmeye gerek olmadığını düşünüyoruz. Tabi ki Osmaniye'ye bağlanmakla bütün meselelerin çözüleceğini düşünmemiz de mümkün değil. Bu konuda kolaycılık yaptığımızı zannedenler yanılıyor. Temel sorunlarımızın üzerine ayrıca gitmemiz gerekiyor. Bu işin içerisinde hiçbir hesap, plân aramasınlar lütfen. 1938-1939 yıllarındaki Hatay meselesine gelince; Erzin ve Dörtyol Hatay meselesinin içerisinde olmadı. O dönemdeki referandumda Erzin ve Dörtyol yoktu. Erzin ile Dörtyol, Hatay sorunu çözüldükten sonra; Hatay anavatana katıldıktan sonra Adana’dan ayrılarak Hatay'a bağlandı. Hatay sorunu İskenderun sancağından sonrasını kapsıyordu. Hatay'da yeniden referandum olacağı hususu ise tarihçiler dahil birçok kişi tarafından şehir efsanesi olarak nitelendirilmekle birlikte yeniden bir referandum olsa bile Erzin bu işin içinde olmayacaktır. Hatay ile ilgili bir sorun olsa da bu işin peşinden en önde gidenler yine bizler oluruz. Kimse şüphe etmesin.

FOTOĞRAF: MEHMET URAS (0542) 349 55 83

ÖKKEŞ ELMASOĞLU: (0505) 293 36 12

 9 Nisan 2015 Perşembe (Yeşilkent Haber) 

Geri
MESUT DAG: Ali Tebrik ederim ,akici bir röportaj olmus.

Sitede ara

E-Mail: alidemiral@yandex.com