Anadolu Kutsaldır; Kirletmeyin

02.11.2017 06:50

Aileleri yüzünden bir türlü kavuşamayan iki genci düşünün. Normal şartlarda evlenmeleri mümkün görünmüyor. Bu âşıklar ne yapsa, ne söylese kendini ifade edemiyor. Dayanamayıp kaçıyor ve o gece son çare olarak düşündükleri şeyi uyguluyorlar. “Artık bizi mecburen evlendirirler.”

     Vakit gelip kızın midesi bulanmaya başlayınca da… Zamanla hâdiseyi herkes işitiyor, ilk defasında şaşırıyor ama hiç kimse yadırgamıyor, ahlâkî sorgulama yapmıyor. Bilâkis gençler tebrik ediliyor, onların mutluluğuna ortak olunuyor. “Geç bile kaldınız; bugüne kadar yapmadığınız kabahatti zaten” diye bir replik yazmayı unutuyor senarist…

     Bu, bir yerli dizinin konusuydu…

Evlenebilmek için, gerçek hayatta böyle şeytanî taktiğe başvuranlar vardır. Fakat nikâhsız hamileliğe sevinen insanların varlığını benim mantığım reddediyor! Sonra beyazcama bakıyorum; senaristlerin fantezisine vatan toprağı dar gelmiş, diyorum. Yani işi saflığa vuruyorum.

     “Diziyle, filmle, çeşitli programlarla toplumu ahlâksızlaştırmaya çalışıyorlar” diyen görmüş geçirmiş büyüklerin kaygı ve korkusuna katılmamak elde değil.

     Gayrimeşru çocuk yapmanın anormalliğini ibret olması için film çekmeyi anlarım ama tersi dramatize edilirse bunu masum görmem. Öküzün altında buzağı ararım.

     Marjinal konuların olağanmışçasına işlendiği drama yapımları yüzünden toplumun kültürel ve ahlâkî yozlaşmaya uğrayabileceği tehlikesini fark edemeyecek kadar öngörüsüz değilse bu işin içindekiler hangi akla hizmet ediyor? Ben azıcık safımdır… Meselenin aslında ancak reyting ve reklâm (ticaret) kaygısı olduğunu zannediyorum. Çünkü diziler sürükleyicidir… Hikâyenin olay örgüsü bölümlere yayılarak ve heyecanlı yerinde kesilerek işlenir. Fragmanda da en çarpıcı sahneler gösterildiğinde insanlar meraklanır. Bu da yayın ânı reytinge yansır ve sonuçta reklâma dönüşür. Zamanla toplumun bir kısmı marjinal şeyleri kanıksamaya başlar. Ama kanıksamamız kimin işine gelir veya yarar, sahne arkasında ne filmler çevriliyor; onu çözemedim. Nitekim izleyici dizideki gayrimeşru hamileliği nikâh masasına giden yol olarak onaylıyorsa kanıksama zaten başlamıştır.

     Anadolu denince akla; namus, onur, haysiyet gibi değer yargıları gelecektir değil mi? Anadolu insanının yaşam tarzı da bu değer yargılarına göre şekillenmektedir. O yüzden Anadoluluk muhafazakârlıktır… Yani konservatif olmaktır. Aileciliktir…

     Bir dizide, evlenmeden gebe kalmanın normal bir şeymişçesine veya marifetmişçesine anlatılması sakıncalı! Zaman içinde bu marjinal durum –kötü- örnek alınırsa ocağımız söner, ağzımızın tadı kaçar…

     Bir kız, ailesinin karşısına dikilip, “Tamam, o gece birlikte olmamız hata idi ama yaptık bir kez. Eğer evlenmiyorsak bile ben bebeğimi babasız doğuracağım. İnsanların düşünceleri, yadırgamaları umurumda değil…” dese, o ana baba, kardeş ne yapar? Çevresindekilerin yüzüne bakamaz hâle gelip nerelere kaçar? Yerin dibine geçmez mi?

     “Pokemon” gibi uçmak isteyen çocukların damdan, balkondan, pencereden atlayıp öldüğü haberleri hâlâ hafızamda… Özgecan’ın katili, delilleri karartmak için, televizyondan öğrendiği yöntemi uyguladığını söylemişti!

17 Aralık 2015 - Medyanoz.org