3. Bölüm

17.07.2017 22:02
"Pi inağam piii pii pi... Pi inağam piii pii pi..."
Dolan kovayı yanına alıp, ikinci boş kovayı koydu ineğin altına. Sağmaya başlamadan önce, yem sandığını alarak ahırın yan bölmesine geçip bir balya çözdü ve çuvaldan avuçladığı az miktar kepekle samanı karıştırdı, tekrardan hayvanın önüne bıraktı.
"Hadi benim alaca benekli gızım, şu govayı da temam et, ondan kelli çayıra gidek, bi de orda yayıl. Maşşallah, ne gözel sütlüyon böyle vızt vızt sien. Bayram bereketi iştecik, gurban oliğim seni Yaradana emii" diye iltifat yağdırırken, içeri Omar dayı girdi.
"İneğnen mi oynaşıyon Döne garıı. He he... Sesin ta eve gadar ulaşıyo" dedi eşine.
"Ala gız boğün tam verimli gününde herif. Barnağmı memağne tokandırmamnan akıtması bi oluyo maşşallah. Torunlar süde doyucu bu bayram" diye karşılık verdi, sonra devam etti: "Şu dolu govayı mutfağa elet, temiz bi helgine boca et. İşim bitincağaz gaynadırım."
Yaşlı adam, kovayı alarak ahırın kapısına yöneldi. Yöneldi ama eşikteki tahta çıkıntıya ayağı takılınca yeri boylaması bir oldu. Omar dayı ayrı yuvarlanıyordu, kova ayrı... O kadar sütü de torunlar değil, toprak içmişti bu arada, hem de bir damlasını bile bırakmadan... Erkeğinin yardım çığlıklarını duyan kadın, bir hışımla ayaklanarak dışarı çıktı. Gördüğü manzara karşısında tepesi attı, gözlerini faltaşı gibi ayırıp, ellerini yanına koydu:
"Tühhh sanğa emi! Gosgoca adamın halına bah. O misilli südü ariğe vermiş. Yazzıklar olsun" dedi.
Acı içinde debelenen ihtiyarsa:
"Goyun can derdinde, gasap et... Dizlerim parça pinçik oldu, senin ettiğine bah. Dut golumdan, galdır beni yörü. Ihh" diyebildi sadece.
"Emirin olur paşam. Yolda yörümiğe bilmiyon daha. Bir gova südü daşımayı beşirleyemiyo. Cenebet!"
Döne garı söylene söylene kocasını düştüğü yerden kaldırdı, eve götürüp yarasını pansuman etti. Sonra da ineği ahırdan çıkarıp çayırın yolunu tuttu.
***
Yol üstünde Anşa dezzegilin evi bulunuyordu. Anşa dezze, Döne garının görümcesiydi. O da, kurbanlığını aldı ve iki kadın kâh duraklayıp, kâh buldukları uygun bir yere oturup mola vererek yürümeye koyuldular.
Hava güzeldi, temizdi. İnsanlarda bayram telâşı, evlerde bayram temizliği vardı. Gurbetten ana babalarının, dede ve ninelerinin elini öpmek üzere gelecek evlât ile torunlar memleketlerine ayak basmaya başlamıştı. Cıvıl cıvıl koyun, keçi meleşmeleri, kuş cıvıldaşmaları, horoz ötüşmeleri, çocuk sesleriyle beraber birbirine karışıyordu.
Nihayet, yemyeşil meraya vardılar. Kendileri gibi, hayvan otlatan başkaları da vardı. Malları çayıra salarak, evlerinden getirdikleri minderleri serip oturdular. Döne garı, görümcesine sabahki olayı anlattı. Gülüştüler.
"Gardaşım Omar öteden berli sakar saten. Olduuu bitti öyle. Güççüğkene de eline bişe verincağaz ardından adam salardık" dedi Anşa dezze.
Biraz öteden beriden lâflaştılar. Gelinlerini çekiştirdiler. Bayramların eskisi kadar tadı tuzu kalmadığından yakındılar. Aradan epey zaman geçmişti ki, Anşa dezzenin torunu Süleyman, ta ileriden bağırarak koşuyordu yanlarına:
"Nenee! Neneee..."
Döne garı bir an endişelendi:
"Gız benimkine bişe mi oldu yoğsam?"
Çocuk nefes nefese kalmış hâlde yanlarında bitiverince, korkulacak bir şey olmadığı anlaşıldı. Anşa dezzenin oğluyla kızı gelmişti aileleriyle birlikte, uzaktan. Kadın kalktı, kurbanlığı torununa emanet edip evine gitti.
***
Vakit epey ilerlemişti. Oturmaktan bacakları uyuşan Döne garı, biraz yürümek istedi. Ağır aksak, ineğin yanına gitti.
"Daha doymadın mı gözel" dedi ineğe. "Yiye yiye hamurlayacan, yeter galan."
Kendiri tutmak için hayvanın önüne geçti. Hayvan, burnundan soluyarak ters ters bakıyordu.
"Süsücü gibi ne değniyon beni gız? Temam yayıl, bişe demedim."
Kadın, kendiri bileğine dolayıp öyle yürümek istedi. Kendisi hareket ediyordu ama nedense inek kımıldamıyordu. Var gücüyle çekince, ineğin kafa atmasıyla kendini yerde buldu. Feryadı bastı:
"Off anamm! Pöçüğüm çıktı!"
İnsanlar yardım için koştuysalar da gözü kızışmış hayvan yanına kimseyi yaklaştırmazken, bir yandan da Döne garıyı altına alıp tepelemeye durmuştu. Adamın birisi, nar çubuğuyla hayvanın sırtına birkaç kez vurdu. Canı yanan inek bu sefer de dört nala koşmaya başladı. Peşi sıra da Döne garıyı sürüklüyordu. Çünkü kendir, kadının bileğinde kördüğüm olmuştu. Küçük çocuklar bunu oyun sanıyorlar, alkışlar eşliğinde tempo tutarak ineğin peşinden koşuyorlardı.
Güneş ufuk çizgisinde yavaş yavaş kaybolurken, Döne garı bir meçhule doğru sürüklenmekteydi.
 
4 Kasım 2011 (Yeşilkent Haber)
 
-Görüşünüzü buradan iletebilirsiniz-
Geri

Sitede ara

E-Mail: alidemiral@yandex.com