2. Bölüm

08.07.2017 20:46

Memmet emmi ve oğlu Erhan, bir gün çarşıdan döndüklerinde, evin önünde eli çantalı bir adamın beklediğini gördüler. Eve yaklaştıkça farkettiler ki bu adam ilçenin yerlilerinden bir müteahhitti.

"Selâmün aleyküm Hösüğnüm, hayırdır yaa" dedi Memmet emmi.

"Ve aleyküm selâm emmiii, nerelerdesin sen bre, yoluna öldüğüm! Ben de Anşa deziiğe seni soruyodum. 'Erannan bazara gettiler, birazdan gelirler' dediydi o da. Gücele geldiniz. Hi hi..."

Oturdular, eşkili çorba ile kısır yediler. Çaylarını yudumlarken nihayet müteahhit geliş nedeniyle alâkalı olarak konuya giriş yaptı:

"Senin haaane de, aha şo yanındaki, ardındaki binaların arasında pek cüce galmış bre emmi. Erzin'e nerdeyse gökdelen dikilici, siz hâlâ nostalci yapıyonuz bu çatının altında. Yetmişinden soğra ırahat yözü görmicin mi sen ha, nur yözüne gurban olduğum hemi?"

Erhan anlamıştı adamın sebeb-i ziyaretini. Besbelli evlerinin altındaki araziye talipti. Misafirin de söylediği gibi, hemen her yere bina dikilmişti zaten. Apartman yapılsın diye millet arsasını, evini artık inşaat şirketlerine teslim ediyordu. Katlarda oturmak uğruna, sayısı belirsiz ağaçların kesilmesine göz yumulur oldu, bahçeler söküldü.

"Biz böğle ırahatız Hösüğün abi" diye lâfa karıştı Erhan.

Adam önce duraksadı. Bu kez de evin oğluna dönerek devam etti:

"Nası ırahatsınız yeğanim?! Gussura bahma amma, eviniz dışardan bakıncık perili köşkü andırıyo. Daha siz gelmeden evel, kellem gadar cardınlar dans ederekten şo bacadan içeri dıkıldı. Şöyle hafifçene bi yel esse, Allah gorusun oyun kağdı gibi uçuşur geder. Ya da bi zelzele olsa!.. Cık cık cık. En fenası. Kütahyiğe, Elazıyı, Adaniğe nasıl hoplattı? Bi de, Erzin'in altından su akıyo biliyon..."

Anşa dezze heyecanla, gözünü ayırarak adamın sözünü kesti:

"Bilmek mi yavrum? Gıyamat gününde ha buralar hep selden gediciymiş."

"Duy da inanma. Dezzemden al habarı. Ha ha ha!.."

***

Adam hâlâ dil dökmekteydi:

"Üs gatlardan bi dayre sanğa, bi dayre de yeğanim Eran'a verrik. Isıcak suyu, gıliması, şohpeni, asansörü ohhh! Mis gimi. Bina temam edilene gadar da benim eski ave yerleşdirrim sizi. Navar yani, ırahmatlık babamın en has ahbabı için şindilik icara vermem, olur biter. Ha, aklına yattı mı?"

Bir anlığına sessizlik çöktü. Evin oğlu, baştan istemiyordu. Memmet emmi kararsızdı. Anşa dezzeyse dünden razıydı. Öyle ki, kocasını dürtükleyip duruyordu:

"Verek herif verek."

"Anaaa."

"Sen hüs ülen. Ben babana diyom. Memmeeet."

"Ne istiyon Anşaaa?"

"Bizim herkişten neyimiz ağsik? Bu kümeste tüniğe tüniğe, porkatal gibi uluduk."

Memmet emmi, âdeta içini döker gibi saymaya başladı:

"Elleri gınalı, gözleri sürmeli, saçları belik Anşam. Sen kümes yerine zaraylarda tünemiğe amman yaşamiğe lâyıksın amma; burda neçe hatıramız var unutuyon mu gıız? Gelin diye bu haniğe getirdi midi ben seni. Guzularını burda guzladın. Dar günümüze de, şen günümüze de bu duvarlar şahıtlık etti. Tam elli beş sene yuvalık yaptı şo bark. Velhasıl, golaycık atılmıyo, vazgeçilmiyo işte."

İhtiyar kadın kaşlarını çattı, ellerini beline dayadı:

"Öff kele! Ölüp de gabıra mı daşiğcin? Elli beş sene yuvalık yapmışımış. Ben bi elli beş sene daha püsükolocimi pozdurtamam Memmet. Satak getsin" dedi.

"Gel emmi. Gırma dezzemi. Gün yüzü görset fukariğe."

Ev sahibi yaşlı adam, yarım asırlık yuvasını, gözlerini kısarak süzdükten sonra:

"Hösüğnüm, ırahmatlık baban, senin toktur olmanı çok istediydi. Sen gedip başka bi mesleğe okudun. Maşşallah eyi de gazanıyon helalından, Allah gatı gatı versin. Ancak, sen bağa galırsa başgalariğnen annaş. Gel ara sıra; sarmaçiğni ye, toğganı iç. Gapım ardına gadar açık. Amma, şu yeşilliği, havayı, suyu Paris'e dağeşmem."

"Ama Anşa dezze..."

"Bakma sen bu gariğe. Apartıman diğince çiçeğ beş yarıldı amma ırahat edemez o yokarılarda. Sese, çeneye gelemez. Ehtiyar insanlarık biz. Gelip geçici haves oncağızınki."

Müteahhit ayağa kalktı, çantasını eline aldı:

"Pekâla emmim. Fazla üstelemiyom. En eyisini sen bilin gine. Madem memnunsun evinden, o vakıt güleee güle otur, hayrını gör."

Erhan, misafiri uğurlamak üzere onunla beraber sokağın başına gitti. 

Kadın, yüzünü somurtarak masayı toplarken; kocası, "Gel bakiğim yuvamın dişi guşuuu" diyerek eşinin gönlünü almayı başardı.

22 Eylül 2011 (Yeşilkent Haber)

Geri

Sitede ara

E-Mail: alidemiral@yandex.com