"Tabela Derneği Olmayacağız"

10.03.2015 05:08

        Erzin Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Songül Karaosmanoğlu’na Yeşilkent Haber olarak biz sorduk, o cevap verdi.

Dernek kurma fikri kimden geldi? Resmîleşene kadar ki süreci anlatır mısınız?

Erzin Kaymakamı sayın İskender Yönden’den geldi. Ben, “Kaymakamlık Proje Ofisi”nde çalışırken, hibe programları açılmıştı ve biz, Erzin’de bu hibe programlarına başvuracak dernek bulamamıştık. Onlara, “Tüzüğünüze, çalışma plânınıza uygun şekilde devletin böyle birçok hibe programı var. Erzin’in ve kendinizin gelişmesi için sizin adınıza proje hazırlayalım” dedik ama galiba, bilinmedik bir konu olduğundan dolayı pek yanaşmadılar. Bunun üzerine kaymakam bey de, “O zaman biz dernek kuralım. Ben destekçinizim. Bir şeyleri başardığımız takdirde, Erzin’deki sivil toplum kuruluşlarına örnek oluruz ve onlar da bunun korkulacak bir durum olmadığını görürler” deyince oturduk, “Erzin Kadın Dayanışma Derneği”ni kurmaya karar verdik. İlçedeki dernekler içinde, kadınların bir çatı altında toplanabileceği bir yerlerinin olmadığını fark ettik çünkü. Kaymakamımızın fikirleri arasında engelliler derneği kurmak da vardı. Derken İskender beyin himayesinde iki derneği (kadın ile engelli) aynı anda kurduk. Ben o dönem kaymakamımıza; Saadet Özaslan arkadaşım da işin içine girerse anca öyle yürütebilirim. Erzin’in yerlisi değilim, çevrem pek yok, o bana yardımcı olur, demiştim. Saadet hanım, dernek başkanı yardımcılığı görevinde şu an.

Erzin Kadın Dayanışma Derneği’nin kuruluş amacı nedir?

Amacımızı ve çalışma konularımızı mevcut derneklerden çok daha geniş tuttuk. Sadece kadınları almadık. Adımız “EK-DER” ama faaliyet alanlarımızda çocuklar, yaşlılar, engelliler de var. İç İşleri Bakanlığı’na bağlı “Dernekler Dairesi Başkanlığı” derneklerin geliştirilmesi amacıyla her yıl 2 kez hibe programı açar. Kaymakamımızın özel olarak görevlendirdiği araçla, -Erzin’deki 23 STK arasından sadece biz- vilâyetteki Dernekler Dairesi’ne gidip “Unutulmaya Yüz Tutmuş Türk Sanat Eserlerinin, El İşlerinin Yeniden Turizme Kazandırılması” isimli projemizi sunduk. Bu el işleri sanatının içinde; tel kırma, kum işi, makine nakışı, kırk yama eserleri var örneğin. Şu anda, 1 mayısa kadar, “Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı”nın ‘SODES’ programı için iki tane proje hazırlıyoruz. İlki; zihinsel engellilere öğretilebilir düzeydeki “galoş dikimi” kursu. Diğeri; “takı tasarım” kursu. Engellilerimizi hayata kazandırmak istiyoruz. Onları dışladık, onlar sokaktalar!.. Proje, Antakya’dan kabul edilirse ev ev dolaşıp ailelerle konuşacağız, o çocuklarımızı değerlendireceğiz. “Unutulmaya Yüz Tutmuş Türk Sanat Eserlerinin, El İşlerinin Yeniden Turizme Kazandırılması” projesini halledersek de; bir sonraki aşamamız olan, Erzin’deki kadınların haftada bir gün satış yapacağı “Organik Pazar” projesini hayata geçireceğiz. Pazar yeri tezgâhında hiç kira ödemeden reçel, salça, nar ekşisi, kuru nane vb. satabilecekler. Amacımız onların para kazanması. Çünkü ekonomik gücü olanın söz hakkı da olur. Hibe programlarına proje üretelim ki dernek ayakta kalsın.

Dernek yapılanmasında hangi isimler var ve bu isimler hangi görevde?

100 küsur üyemiz var ama bunun 31’i resmî kayıtlı. Yönetim kurulumuz 5 kişiden oluşuyor. Ben başkan Songül Karaosmanoğlu, yardımcım Saadet Özaslan, sekreterimiz Fatma Akı, saymanımız Ebru Koç ve üyemiz Harbiye Özsoy.

Erzin kadınlarının derneğe ilgisi nasıl?

Pasta, börek ve eğlence varsa Erzin kadını burada. (Herkes gülüyor) Ama biz seçici ve titiz davranıyoruz. Derneğimize aktif çalışacak, bağımsız, kendine güvenen hanımlar arıyoruz. Gelen kişi bedenen, maddeten fedakârlık etmeli. Yapılan programa uymalı. Çağırdığımızda, “İşim var, gelemem” dememeli. Bu işin maddî kazancı yok ama bir işi yapabilmenin verdiği haz var. Erzin’deki bütün siyasî parti kadın kolları açılış törenimize katılmıştı. Niyetimizin sırf hizmet olduğunu gördüklerinde, “Tarafsızlığınızı koruduğunuz müddetçe yanınızdayız” demişlerdi.

EK-DER, bugüne dek neler yaptı?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yürüttüğü “Gönül Elçileri” projesinde, kaymakamlıkla ortak şekilde tanıtım faaliyeti yürütebilmek için kahvaltı verdik. Bu, Hatay genelinde bir ilkti. Üyelerimizin tamamı ‘gönül elçisi’ olmuşlardı. Birde, bu yılki narenciye festivalinde bir stant açtık.

Etkinlik takviminizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Önümüzdeki günlerde, 15 günde bir, bir araya gelerek kendimizi tanıtmak için Erzin geneline ‘mantı günü’ düzenleyeceğiz. Birde esnaf destekli “sosyal market” oluşturmaya çalışıyoruz. İhtiyacı olan –yine sadece- kadınların gelip, kendisinin veya çocuklarının gereksinimlerini karşılayabileceği bir marketi kastediyorum. Önceliğimiz ayakkabı ve giysi konusunda olacak. Bir esnafımız büyük bir koli ayakkabı verdi, diğer birisi kıyafet hazırladı. İhtiyaç sahipleri ile yardımseverler arasında köprü vazifesi kurmak istiyoruz. Ha bu arada, geçtiğimiz cumartesi günü yapmayı plânladığımız Kozan gezimizi de cenazemiz sebebiyle ileri bir tarihe erteledik.

Bir kadın derneği başkanı veya Erzin’de yaşayan bir kadın olarak, tipik Erzin kadınını nasıl tanımlarsınız?

Erzin’deki kadınların yarıdan çoğu –dışarıdan göç yoluyla gelmemişse- ekonomik açıdan sıkıntı yaşamıyor. Çünkü çoğunun geçim kaynağı narenciye. Rahatına düşkünler. Çalışmayı pek sevmiyorlar.

Saadet Özaslan: Aslında kadınlarımızın çoğu mağdur. İç içe yaşadıklarından, herkes herkesten sırrını saklıyor. Utandıklarından dolayı buraya gelip “İhtiyacım var” diyemez.

Ebru Koç: Ayıplanma korkusu var.

Saadet Özaslan: Akrabalar da birbirinin açığını kapatınca, dışarıdan herkesin durumu iyiymiş gibi gözüküyor. Akrabacılık da çok fazla. Sosyal yaşantıda bile öyleler. Hısımları, yakınları onlara yetiyor. Dışarıya pek açık toplum değil Erzinliler. Dışarıdan gelenlere sahip çıktıkları söylenemez. Kiracısına bile “Komşum” demez, illâ “Kiracı” der. Bu yüzden dışarının insanı, Erzin’de ve Erzinlilerin arasında uzun süre barınamaz.

Aile içi şiddetle mücadele edecek misiniz?

İlçe Emniyet Müdürlüğü ile ortak bir çalışma içerisine girdiğimde, şiddetle ilgili 200’e yakın başvuru olduğunu, bu oranın gittikçe arttığını duydum. Tabi bu 200’ün haricinde birde başvuru yapmayan şiddet mağdurlarını düşünün. Üstelik bu sadece eşlerden kaynaklanan şiddet değil. Ebeveyn şiddetine uğrayan genç kızlarımız da mevcut maalesef. Fiziksel şiddet dışında “istismar” mağduriyetine de uğruyor çocuklarımız. Birinci dereceden akraba istismarı mağduru kızlarımızın olduğunu ve bunların da utanıldığından ötürü söylenmediğini biliyoruz. Biz bunun için uzmanlar tarafından verilecek eğitim seminerleri düzenleyeceğiz. 17-18’lik yeni yetişen gençlere, özellikle erkek çocuklarına ‘öfke kontrolü’ yapmayı öğreteceğiz. Onlar aile kurmadan önce biz onları eğiterek, gelecek nesli kurtarmaya çalışacağız. Zaten belediye başkanımız, “Bu tür seminerlerde üzerime düşen neyse yaparım” demişti.

FOTOĞRAF: Arıkan Berk URAS

EK-DER: Karamustafalı Mah. Atatürk Cad. Milenyum 2001 Apt. Zemin kat  Erzin/HATAY

    Bu röportaj, 25 Nisan 2013 Perşembe tarihli "Yeşikent Haber" gazetesinde yayınlandı.

Geri

Sitede ara

E-Mail: alidemiral@yandex.com